Sepet toplamları
| Ara Toplam | 668.00₺ |
|---|---|
| The Kitap Kargo Maliyeti | 105.00₺ |
| Toplam | 773.00₺ (17.50₺ KDV dahil) |
İlginizi çekebilir…
Reklamsız Marka Yaratmak
Markanızı büyütmek için reklam şart. Ama reklam bütçeleri çok yüksek… Peki, ne yapacaksınız?
Büyük bir marka yaratmak için pazarlama eğitimine ya da pazarlama deneyimine ihtiyacınız yok. En iyi markaların bazıları kendilerini hiçbir biçimde pazarlama uzmanı olarak görmeyen insanlar tarafından inşa ediliyor. İşte bu kitap dünya standartlarında bir marka yaratmak isteyen herkese yardımcı olmak için yazıldı.
Pahalı bir reklam kampanyası için yeterli paranız yoksa mevcut pazarlama ve reklam stratejinizin değerinden şüphe ediyorsanız veya en yeni dijital medya araçlarının yüzeysel uygulamalarının ötesine geçmek istiyorsanız, doğru yere geldiniz.
Reklamsız Marka, yazarın dünyanın önde gelen açık kaynak yazılım şirketi olan Red Hat’de bir milyar dolarlık bir marka yaratmaya yardımcı olduğu 10 yıllık deneyiminden yola çıkarak bir marka yaratmayı adım adım anlatan bir rehber.
Reklamsız Marka 20. yüzyılın büyük markalarını geliştirmek için kullanılan klasik konumlandırma prensiplerini, artık 21. yüzyıl markaları için sunulan yeni topluluk oluşturma stratejileri ve araçları ile birleştiriyor. Eski dünyanın en iyileri, yeni dünyanın en iyileriyle buluşuyor.
Tırtıl Nasıl Büyüdü
Amerikan traktör ve iş makinesi devi Caterpillar’ın pazara hükmetme hikâyesi, nefes kesen bir aksiyona davet ediyor. Liderliğe oynayan bir yatırımcı için ders alınacak bir hikâye ve başarılı bir analiz.
Ve tırtıl büyüdü. Bu büyüme, zamanı geldiğinde kozasını en kârlı biçimde yırtıp global bir kelebek olmak isteyen şirketlere örnek olacak cinstendi.
Başarılı başka firmalar varken neden Caterpillar’a odaklanıyoruz? Çünkü CAT, değişikliklerle başa çıkma konusunda model olmuş, engellere göğüs germiş ve geleceği düşünerek pozisyon almıştır.
Okuyucu bu hikâyenin nasıl bittiğini zaten biliyor. Sadece kaliteli performansından dolayı değil, ayrıca önemli sorunlara ve beklenmedik, kötü gelişmelere karşı başarılı olup bu performansa ulaştığı için Caterpillar’ı en iyi örnek olarak tanımlıyoruz.
Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek
“Ne kadar çok seversek, o kadar çok incitiriz.”
Maxime Rovere Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek: Tartışmanın Felsefesi’nde insan ilişkilerini sarsan çatışmaların doğasını didik didik ediyor; tartışmanın tuzaklarını bertaraf ederken bir yandan da karşı koyulmaz çekiciliğine kucak açıyor. İlişkilerin sahnesine felsefeyi yerleştiren bu kitap, keskin bir farkındalık sunuyor: “Hiçbir acı kaçınılmaz değildir, hiçbir acı boşa çekilmez.”
Belki de bizi inciten bizzat sözler değil, açtıkları gedikler, bizi en yakınımızdakileri ve kendi iç dünyamızı keşfetmeye zorlayan derin yarıklardır. Ama asıl mesele, bu boşlukları nasıl dolduracağımızı öğrenmekte yatıyor. Rovere’in bu eseri tutkularımız, hatalarımız ve ideallerimiz üzerine sarsıcı bir değerlendirme.
Terra Incognita
İnsanlık yüzyıllar boyunca üzerinde yaşadığı dünyayı anlamaya çalışırken, aslında onun hakkında ne kadar az şey bildiğini fark edebildi mi? Haritalarda “Terra Incognita” olarak işaretlenen keşfedilmemiş bölgeler, bilinmeyenin yarattığı korkuları nasıl şekillendirdi? Cehalet, insanların hayal gücünü nasıl besledi ve bilimsel keşiflere giden yolu nasıl açtı?
Alain Corbin Terra Incognita, On Sekizinci ve On Dokuzuncu Yüzyılda Cehaletin Tarihi’nde, cehaletin ve bilgi eksikliklerinin insanlık tarihinin gelişiminde üstlendiği rolü araştırıyor. Konu edindiği yüzyıllarda volkanlardan kutup bölgelerine, okyanusların derinliklerinden stratosfere kadar, dünyanın çeşitli gizemlerini anlatırken, bu bölgeler hakkındaki her yeni keşfin ne büyük hatalar, önyargılar ve hayranlık uyandıran hislerle harmanlandığını ortaya koyuyor. Bir yandan da toplumların bilgiye erişimindeki sınırların yol açtığı tutarsızlıkları ve bu süreçten doğan düşünsel dönüşümleri inceliyor. Yalın üslubuyla Corbin, okurunun hem bilinmeyene duyduğu merakı körüklüyor hem de dünyayı anlama tutkusunu canlandırıyor.
Kanca
Özel hayatımdaki iniş çıkışlar, ailemdeki kayıplar, mali sorunlarım, doktora çalışmam, ülkenin yaşadığı çalkantılar, yazdıklarım, konuşmalarım... Yıllardır hiçbiri hayatımı kesintiye uğratmamıştı. İlk kez ölümü, belirsiz bir gelecekteki kendi ölümümü, bir ölümlü olduğumu da fark etmiştim. Eylemlerimizle olduğu kadar, bildiklerimizle de dünya üzerindeki yerimiz genişler. Ben şu anda hislerimle yaşıyor, bildiklerim arasında bağlantı kurup tutarlı bir bütün elde edemiyor, başkalarının, en temelde de bir ölünün yönlendirmeleriyle hareket ediyor, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü hayal ediyordum.
Siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin toplumun zeminini sarstığı, yeni bir medya ve magazin çağının filizlendiği çalkantılı 1990’lar Türkiye’sinde, yankılarını İstanbul’da, Kadıköy- Beşiktaş-Beyoğlu ekseninde bulan bir garip intihar vakası…
Mehmet’in hayatı, pek iyi tanımasa da evini açmaktan çekinmediği Hasan’ın kendini öldürmesiyle rayından çıkar. Mehmet evinde sıradan bir sabaha uyandığını zannederken Hasan’ın cansız bedeniyle burun buruna geldikten sonra, sanki içgüdüsel bir merakla tüm enerjisini ve vaktini hem bu intiharın nedenlerini hem de kendisiyle nasıl bir ilgisi olduğunu anlamaya vakfeder. Hasan’ın niçin kendini onun evinde öldürmeyi seçtiğine anlam veremeyen Mehmet, ortak gençlik arkadaşlarının yardımıyla, kafasını kurcalayan ve hayatını çıkmaza sokan soruların yanıtlarının peşine düşer.
Türker Armaner’in yapmacıklıktan uzak, samimi dili ve yalın üslubuyla Kanca, okurunu sırlar ve kuşkularla dolu bir hikâyeye sürüklüyor.
Çoluk Çocuk
"Bir başyapıt, daha önce hiç açılmamış bir hazine sandığının içini görmek için ayrıcalıklı bir davet." Johnny Deep
COLTRANE’in öldüğü yazdı, aşkın ve isyanların yazıydı ve Brooklyn’de tesadüfi bir karşılaşmanın iki genç insanı sanat, bağlılık ve başlangıçlarla dolu bir hayat yolculuğuna çıkarttığı yazdı.
Pek çok eleştirmen tarafından 2010’un en iyi kitapları arasında olarak gösterilen ve son olarak prestijli National Book Awards’u kazanan ÇOLUK ÇOCUK, bir aşk hikâyesi olarak başlayıp bir ağıt olarak sona eriyor.
Altmışların sonu, yetmişlerin başındaki New York’a, onun zengin ve fakir insanlarına, sanatçılarına ve serserilerine bir selam çakıyor. Yolun başında birbirlerine göz kulak olmaya söz vermiş iki genç sanatçı, Patti Smith ve Robert Mapplethorpe’un yu¨kselişini ve şöhret kapısını aralayışlarını nefes kesici bir içtenlik ve saflıkta anlatan bu kitap, gerçek bir masal.
"...Robert hakkında, bizim hakkımızda yazabileceğim daha pek çok hikâye var. Ancak anlattığım hikâye bu. Anlatmamı istediği hikâye bu. Sözümü tuttum. Dünyanın kara ormanına dalan Hansel ile Gretel gibiydik. Asla hayal bile edemeyeceğimiz cazibelerin, cadıların ve iblislerin yanı sıra ancak bir kısmını hayal ettiğimiz ihtişamlarla karşılaştık. Bu iki genç adına hiç kimse ne konuşabilir, ne de birlikte geçirdikleri günler ve geceler hakkında doğruyu söyleyebilir. Bunu sadece Robert ile ben anlatabiliriz. Onun deyişiyle, bu bizim hikâyemiz. Ve o gittiği için, bunu size anlatma görevini bana bıraktı. "
Markalar Nasıl Büyür 2
Pazarlama ve marka yönetimi hakkında senelerdir doğru bilinen basmakalıp bilgilere bilimsel kanıtlar ortaya koyarak meydan okuyan *Markalar Nasıl Büyür?*, kısa sürede en çok satan ve okunan kitaplar arasına girdi.
Jenni Romaniuk ve Byron Sharp, ilk kitaplarının devamı niteliğinde olan Markalar Nasıl Büyür 2’de, satın alma davranışlarının ve marka performansının ana temellerini bir bir sıralıyorlar ve geleceğin pazarlama stratejileri hakkında yolumuza şimdiden ışık tutuyorlar.
Hizmet, dayanıklı tüketim malları, online alışveriş ve lüks tüketim markalarının nasıl yönetileceğiyle ilgili kanıtlara da değinen Markalar Nasıl Büyür 2, marka yönetimi hakkında sorduğunuz tüm sorulara yanıt bulacağınız bir yol haritası niteliğini taşıyor.
Bir markanın *zihinsel bulunurluğu*nun nasıl yaratılacağının ve *ayırıcı değerleri’’nin gücünün ne şekilde analiz edileceğinin mükemmel bir çerçevesini çizen bu kitap, pazarlama verimliliği konusunda doğru rotayı çizmek için eşi bulunmayacak bir kılavuz…