Gösterilen sonuç sayısı: 6

Türkiye Memelileri (Şafak Bulut, Prof. Şakir Önder Özkurt)

120.00
Bilmek; evrimsel sürecin günümüz dünyasında memeliler içinde Homo sapiens = akıllı insanı tanımlayan başlıca özelliktir. Dünyada 5.416 ve Türkiye’de 169 türün temsil ettiği canlı grubu olan memeli hayvanları bilmek; bir memeli olan insanı kendi akraba türlerinden ayıran ve evrilmiş insanlar içinde yaşayan tek tür olan H. sapiens’in en temel özelliğidir. Öyleyse gelin bilelim… Afrika’daki Rift vadisinde altı milyon yıl önce Ardipitecus’lar diğer tüm tetrapedal (dört ayak üzerinde hareket eden) memelilerden farklı olarak bipedal (iki ayak üzerinde yürüyen) hareket adaptasyonlarını gerçekleştirmeye başlayarak günümüzde uzayda koloniler kurmaya, diğer memeli türlerini ve hatta kendi türünün bireylerini dahi köleleştirmeye evrilebilen “Homo deyus”lar yetiştirebilen türdür insan. Hayvan ve bitkileri ıslah etmeyi beceren Homo sapiens yani evcilleştirici tür kendi türünü de mi evcilleştirmeyi öğrendi? Evcilleştirmenin/köleleştirmenin/ıslahın başlamasıyla ne yazık ki dünya bir daha hiçbir zaman doğal seçilim sürecini doğal olarak yaşamadı. Çünkü dünya Homo sapiens’in bazılarının Homo deyus haline geldiği, enerji kaynaklarının %75’ini nüfusun %25’nin kullandığı, kalan %25’lik enerji kaynağı için %75’in mücadele ettiği süreçte maalesef kapitalistler tarafından kontrollü olarak köleleştirildiği bir yere dönüştü. On iki bin yıl önce başlayan ıslah veya yapay seçilim ile Homo sapiens son otuz yıldır biyoteknolojiyi kullanarak dünyadaki biyokütle oranını ıslah edilmiş yani köleleştirilmiş ırklar lehinde artırmaya devam ediyor. Acaba ekosistemlerdeki enerji akışı yapay biyolojik seçilim yoluyla biyokütlenin ıslah edilmiş organizmalarda birikmesi sonucu doğal olmayan süreçlere mi evriliyor? Dünyadaki biyokütlenin % 60’ını evcilleştirilmiş hayvanlar, % 15’ini yaban hayvanları ve % 25’ini insanlar oluşturmaktadır. Hiçbir Canlı Sokakta Ölmeyi Hak Etmiyor! Sokaklarda hayvanları beslemek bu canlıları evcil ya da sahipli davranışlarından çıkıp daha da dilenir hale düşüren davranışları kazandırmaktadır. Efendiler o canlıların ataları siz olmadan önce de vardı ve size muhtaç değillerdi. Siz sadece kendinize daha bağlı köleler yaratıp size tapınan köleleştirdiklerinizin önünde yücelmeye çalışıyorsunuz. Bu sebeplerle edinilmiş/evcilleştirilmiş hiçbir canlı sokaklarda veya yollarda yaşamını sonlandırmayı hak etmemektedir. Bilgiler ve Uyarılar:
  1. Kitapla ilgili Evrim Ağacı olarak yaptığımız incelemeyi buradan okuyabilirsiniz.
  2. Bu ürün sipariş alındıktan 1-3 gün içinde postalanacaktır.
  3. Lütfen sipariş vermeden önce iade ve ürün değişikliği ile ilgili bilgilendirmemizi okuyunuz.
  4. Bu kampanya, Panama Yayıncılık tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.

Zooloji: Entegre Prensipler

370.00
Hayvanların baş döndürücü dünyasının tüm detayları zoolojide. Zoolojiye başlangıç yapmanın en harika yollarından birisi ise bu kitabı edinmek. Şimdiden iyi okumalar! Notlar:
  1. Bu kampanya, Palme Yayıncılık tarafından Evrim Ağacı okurlarına sunulan fırsatlardan birisidir.

Hayvan Olmak: Bir İnsanın Hayvana Dönüşmesinin İzini Sürmek

55.00
Hayvan Olmak: Bir İnsanın Hayvana Dönüşmesinin İzini Sürmek Charles Foster Bu değerli gezegeni herkes ve her şey gibi paylaşan insanlara, canlı olmaya dair samimi ve radikal bir bakış açısı sunan Hayvan Olmak, hayvan olmayı deneyimleyebilmek gerçekten mümkün müdür, sorusunu hep yakınında tutarak diğer canlı türleriyle aramızda zaman içinde oluşmuş sınırları belirsizleştirmeye dönük bir çabanın ürünüdür. Bir imkansızın peşinden giderek hayvan olmanın doğasını keşfe çıkan tutkulu doğabilimci Charles Foster, porsuk, susamuru, alageyik, tilki ve ebabil “olmayı” tecrübe etmeye kalkışarak, yitirdiğimiz vahşiliğimizin, inkar ettiğimiz vahşiliğimizin ve vahşileşebilmemizin nükteli hikâyesiyle zamanda unuttuğumuz tabiatımızı yeniden hatırlamamızı sağlıyor. “Doğa yazını genellikle etrafı sömürgeci adımlarla arşınlayan ve iki metrelik mesafeden yeryüzünde gördüklerini anlatan insan hikayelerinden ya da hayvanların giyindiğini savunan insanlardan ibarettir. Bu kitap dünyayı, çıplak Welsh porsukları, Londra tilkileri, Exmoor susamurları, Oxford ebabilleri, İskoç ve West Country alageyikleriyle aynı düzlemde görerek anlatmak üzerine bir çabadır. Aynı zamanda koklama ve işitmenin görme duyusundan daha işlevsel olduğu bir yaşam alanında hareket etmenin nasıl bir his olduğunu öğrenmenin de hikayesi... Bir nevi edebi Şamanizm, ve itiraf etmeliyim ki, çok ama çok eğlenceliydi.”

Zoonozlar – İnsan ve Hayvanları Etkileyen Enfeksiyonlar

715.00
Zoonozlar - İnsan ve Hayvanları Etkileyen Enfeksiyonlar Halk Sağlığı Yönlerine Odaklanma Önsöz Zoonozlar, hayvanlardan insanlara geçen mikroorganizmaların neden olduğu bulaşıcı hastalıklardır. Son birkaç on yılda artan ve yeniden ortaya çıkan hastalıkların çoğu aslında ya zoonotik kökenli ya da zoonotik potansiyeldedir. “Zoonoz” terimi, esas olarak bilimsel patolojinin babası olarak bilinen, aynı zamanda ondokuzuncu yüzyıl Almanya’sında önemli bir siyasi figür olarak tanınan Alman doktor Rudolf Virchow tarafından ortaya atılmıştır. Klasik fakülte temelli bir üniversite sisteminde kök salmış olsa da, kendisi ve aynı zamanda eğitimli bir doktor olan Kanadalı öğrencisi William Osler, insan ve veteriner tıbbı ve ayrıca - muhtemelen daha da önemlisi - halk sağlığı disiplinler arasında zoonotik hastalıkların sosyal ve politik yönlerinden işbirliğine duyulan ihtiyacı çok erken farkettiler. Her ikisinin de bilimsel temeli patoloji iken, mikrobiyolojinin bir tıp disiplini olarak yükselişi insan ve hayvan infeksiyöz hastalıkları arasındaki açık ve en kolay yürünebilir köprü olarak mikroorganizmalara odaklanmaya izin verdi. Bu, farklı türlerden izole edilen mikroorganizmaları analiz etmek için özellikle DNA tabanlı tiplendirme tekniklerinin ortaya çıkması ve böylece onların gerçek zoonotik potansiyellerinin araştırılmasına olanak sağlaması nedeniyle daha doğrudur. Yaşam ve sosyal bilim alt disiplinlerini (örneğin immünoloji veya epidemiyoloji) dahilederek, tıp biliminde sistemik bir paradigma tanıtıldı ve böylece hem insan hem de veterinerlik tıbbında disiplinler içi ve disiplinler arası yaklaşımlar için zemin hazırlandı. Bu paradigma değişiminin nüfus düzeyindeki sonuçlarına çarpıcı bir örnek Yeni Halk Sağlığı kavramlarıdır. Son olarak, birbirine bağlı ve küreselleşmiş bir dünyada Pandora’nın kutusundan hem gerçek hem de beklenen sürümlerle mücadele etmek için küresel halk sağlığı çabalarına duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmayan Tek Sağlık kavramı, 2004 “Manhattan İlkeleri”nin kurulmasından sonraki son on yılda hızla ivme kazandı. xii Bu kitap, zoonozların hem tıbbi hem de toplumsal olarak halk sağlığı üzerindeki etkilerine odaklanan Tek Sağlık konseptine dayanmaktadır. Zoonozları anlamadaki önemli yönler daha klasik konularla sınırlı değildir, örneğin hem insanlarda hem de hayvanlarda epidemiyolojileri veya ilgili iki bacaklı, dört veya daha fazla bacaklı, tüylü veya tüysüz türlerdeki hastalık semptomları, ancak moleküler temelli epidemiyolojik verileri ve sistemik, örneğin ekolojik yaklaşımları dikkate almalıdır. Zoonotik araştırma konularının geniş bir yelpazesi hakkında bir izlenim vermek için, bu kitabın yazarları çeşitli akademik ve mesleki geçmişlerden, insan ve veteriner hekimliği alanlarından, üniversitelerden ve halk sağlığı kurumlarından ve tüm kıtalardan seçilmiştir. Temel fikirler, bilinen tüm zoonotik hastalık varlıkları hakkında ansiklopedik bir inceleme almak değil, halk sağlığı perspektifi altında zoonozlarla ilgili acil sorunları belirlemek veya tartışmak için bir foruma sahip olmaktır. Buna göre, ana hedef gruplar ilgili bilim toplulukları, tıp ve veteriner hekimler, onların öğrencileri, halk sağlığı ve veteriner halk sağlığı pratisyenlerinin yanı sıra halk sağlığı ve veteriner halksağlığı alanındaki karar vericilerdir.

Hayvanların Tarihi – Felsefi Bir Deneme

55.00
Hayvanların Tarihi - Felsefi Bir Deneme Oxana Timofeeva Sunuş: Slavoj Žižek “Hayvanlar gitgide, teker teker sahneyi terk edip insanlığı kendi temsilleriyle, evcil hayvanları ve oyuncaklarıyla baş başa bırakıyor.” Çalışmalarını çağdaş felsefenin sorunları merkezinde sürdüren akademisyen Oxana Timofeeva, Aristoteles’ten ödünç aldığı adla Hayvanların Tarihi'ni felsefi bir hat üzerinde kuruyor, tabiri caizse, “felsefe tarihini hayvanların tarihi olarak okumayı” öneriyor. Hayvanlar bugün daha ziyade evcilleştirme, kapatma ya da imgeleştirme yoluyla gündelik hayatımıza, dilimize, düşünce dünyamıza dahil olurken bu çalışma “hayvan meselesi”ni Aristoteles’ten Hegel’e, Adorno’dan Deleuze’e uzanan geniş bir felsefe geleneğine ve Bataille, Kafka, Platonov gibi yazarların metinlerine atıfta bulunarak ele alıyor, hayvanla insan arasında aşina olduğumuz tüm ayrımlardan, insanlığa ve hayvanlığa dair tüm keskin tanımlardan azade yeni bir düşünme ve tartışma imkânı sunuyor. “Eğer felsefe bilgelik sevgisiyse, Oxana Timofeeva'nın Hayvanların Tarihi, hayvan sevgisinden mürekkep bir felsefe çalışmasıdır. Felsefeyi hayvanlara karşı yanlış tutumundan ötürü kolayca mahkûm etmek yerine, hayvanlara haysiyetlerini iade etmek üzere Aristoteles'ten Deleuze'e filozofların nasıl daha farklı yorumlanabileceğini yeni baştan anlama çabasına giriyor. Hayvanların Tarihi, bize, biz insanlara, yeni bir dünya kazanmak için tüm ‘devrimci hayvanlar’la birlik olmayı öğretiyor. “— Benjamin Noys

Hayvanların Gizli Yaşamı

52.00
Hayvanların Gizli Yaşamı Peter Wohlleben “Geyikler, yabandomuzları ya da kargaların, kendi içinde mükemmel olan hayatlarını yaşarken eğlenebildiklerini de kavrayan biri, kadim ormanlardaki yapraklar arasında neşeyle dolaşan o minik hortumluböceklerine de saygı duyabilir belki.” Kimisi evimizin sakini, kimisi sokakların, kimisiyle penceremizde karşılaşıyoruz kimisiyle yabanda, ama kesin olan şu ki ne zaman seslerine kulak versek günümüz güzelleşiyor. Ne kadar farkında olduğumuz bir yana onları duyuyor, onları görüyor, onları etkiliyor ve onlardan etkileniyoruz. Bu kitap farklılıklarıyla bizi büyüleyen hayvanlarla duygu, düşünce ve değerler dünyamızdaki ortaklıkları gösteriyor. Bu sayede bizi hayvanlar âleminin diğer üyeleriyle ilgili varsayımlarımızı sorgulamaya ve bizimki kadar kırılgan yaşamlarına iştirak ederken bu bilgiyle hareket etmeye davet ediyor. Doğa üzerine yazdığı kitapları onlarca dile çevrilip milyonlarca okura ulaşan Peter Wohlleben bu kitabında birbirlerine adlarıyla seslenen kuzgunlardan kendi yaptıklarına kafa yorup pişman olan sıçanlara, tavukları kandıran horozlardan sadık domuzlara, utangaç atlardan yas tutan geyiklere ve yavrularını eğiten keçilere kadar yeryüzünü paylaştığımız türlü çeşit hayvanın hikâyesine yer veriyor. “Etkileyici ve okunaklı diliyle Peter Wohlleben’ın bu kitabı da başka bir cevher. Yazarın bilimsel keşiflerle kendi deneyimlerini harmanlamaktaki ustalığı sayesinde her bir sayfasını zevkle okudum. Siz de okuyun ve bir daha asla yeryüzünü diğer canlıların renkli ve zengin yaşamlarıyla paylaştığımız konusunda şüpheye düşmeyin.” ―Jonathan Balcombe