İlginizi çekebilir…
Dijital Oyunlar ve İnteraktif Anlatı
Türkiye’nin ilk oyun profesörü ve Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden akademisyen
Barbaros Bostan, oyunlarda hikâye anlatımı üzerine ilk Türkçe kitap olan Dijital Oyunlar ve İnteraktif Anlatı ile bu alandaki kaynak eksiğini bir nebze de olsa gidermeyi amaçlıyor. Otuz yıldır oyunlarla iç içe olan Bostan, yedi bölümden oluşan kitabında interaktif anlatı, kurgusal dünyalar, dramatik yapı, karakterler, seçimler, oyuncu psikolojisi ve oyuncu deneyimine değiniyor. Kişisel oyun deneyimleri ile FRP ekibiyle oynadığı masaüstü rol yapma oyunlarından örnekler paylaşıyor ve dijital oyunlar konusunda uzman kişilerin görüşlerine de yer veriyor.
İletişim Teorileri
Hâlâ Çok Taze…
Werner J. Severin ile James W. Tankard, Jr. İletişim Teorileri kitabını 1979’da yazdılar. Kitap, Türkiye’de ilk defa 1994 yılında Anadolu Üniversitesi yayını olarak basıldı ve akademik dünyada çok ses getirdi. O döneme kadar Türkiye’de iletişim kuramları daha çok eleştirel kuram ağırlıklı anlatılıyordu ve kanıta dayalı kuram kitabı oldukça ilgi çekti. Severin ile Tankard, 2001 yılında internetin o yıllarda gelişmesiyle kitaba “siber iletişim teorileri” adlı bir bölüm ekleyerek kitabın 5. baskısını yayımladılar.
2020’nin başında kişisel kütüphanemde gezinirken kitabın 2001 yılındaki baskısına rastladım ve hızlı bir okuma yaptım. Bir kitap, tam 20 yıl sonra, dijital dönüşüme rağmen siber iletişim bölümü dahil yaşadığımız iletişim dünyasını anlamamıza yarayan kuramları ve modelleri bu kadar net ve öğretici anlatabilirdi. Düşünün, yazarlar 2001 yılında internet bağımlılığından söz ediyorlar! 17. Bölüm’e vardığınızda CD-ROM’dan söz edildiğini gördüğünüzde biraz gülümseyebilirsiniz ama CD-ROM’un bir kayıt aracı olduğunu “talep üzerine izleme-dinleme” davranışıyla yani Netflix ve Spotify gibi platformlarla bağlantısını kurduğunuzda kitaptaki bilgilerin neden zamansız olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz. Yine aynı bölümde sanal gerçeklikten, sanal topluluklardan ve interaktiviteden söz ediliyor ve ifadeler bugün yazılıp çizilenlerden çok da farklı değil. İşte o an dedim ki, “Bu kitabı mutlaka yeniden çevirip basmalıyız!” ve şimdi çeviri elinizde.
Nesnelerin Tükenen Hayatı
Ayak uzun süre yürürse, giydiği ayakkabıyı deforme eder, bir kalıp gibi şeklini kendine uydurur; bazen de ayakkabı ayağı vurur, su toplamasına, hatta nasır tutmasına neden olur. Wolfgang Schivelbusch insanla eşya arasındaki ilişkiyi hem böyle her gün deneyimleyebileceğimiz örnekler hem de felsefenin derinlikli kuramları yardımıyla, tüm yönleriyle ele alıyor. Yaratma, üretim, kullanım, tüketim ve yok etme döngüsü üzerinden, insanın nesnelerle kurduğu bağı inceliyor.
Schivelbusch, Nesnelerin Tükenen Hayatı’nda insanla eşya arasındaki bu karşılıklı ilişkiyi düşün ve bilim tarihi boyunca izleyerek uygarlığımızın ve modern ekonomilerin kökenine dair çarpıcı görüler sunuyor. Kapsamlı tarihsel analizleriyle okurunu, gündelik hayatımızın eşyalarına yeni bir gözle bakmaya davet ediyor.
“Schivelbusch, derinlikli ve bir o kadar da parlak bir üslupla yazıyor; birbiriyle ilgisiz gibi görülen alanları düşünce yapısının çatısı altında öyle zarif bir şekilde bir araya getiriyor ki bu büyük çabasını hissetmiyorsunuz bile... Yaşadığımız toplumu anlamak isteyenler için adeta bir rehber niteliğinde.”
Hannes Hintermeier, Frankfurter Allgemeine Zeitung
Yöneticilere Öyküler
Çoğu yönetici gibiyseniz ve işlerden geceleri gözünüze uyku girmiyorsa bu kitap tam da sizin için yazılmış! Ama bu öykülerde konuşan tavşanlar veya prensesler bulamayacaksınız (yani bir inek var ama o da zıplamıyor). Ünlü yönetim uzmanı Henry Mintzberg yöneticilere özel olarak özel tasarladığı 42 öyküde, zaman zaman ezberleri de bozarak önemli yönetim dersleri veriyor.
Yöneticiler şatolarından ayrılmalı ve krallıklarında gerçekten neler olup bittiğini keşfetmeli. Okuduğunuz diğer öykülerde olduğu gibi bu denemelerde de bol bol metafor var. O yüzden stratejilerinizi yabani otlar gibi yetiştirmeye ve bir inek gibi organize olmaya hazır olun. Yönetimin maestro efsanesini keşfedin, sert verilerin yumuşak karnını bulun, küçülmenin neden kan akıtma olduğunu ve yönetim kurulunuzun neden bir arı olması gerektiğini öğrenin ve Mintzberg’e kulak verin: “Sadece okuduğunuz şeylere çok kızmamaya çalışın çünkü en sinir bozucu fikirlerimden bazıları benim en iyi fikirlerim. Bunları anlamak için zamana ihtiyacınız var.”
Para Devrimi
Teknolojik gelişmeler iş yaşamında, aile yaşamında, kişisel yaşamda her kavramı, her nesneyi, her süreci, her yapıyı altüst ediyor, yeniden ele almayı gerektiriyor. İsterseniz almayın, zaten o her şeyin üzerinden silindir gibi geçiyor. Ele alınması gereken günlük yaşamın temel yapılarından biri de makro ekonominin en önemli göstergesi: Para.
Peki, gün geçtikçe elinizden ne kadar az kâğıt ya da madeni para geçtiğinin farkında mısınız? Kartın fiziksel halini bir yana bırakalım, çoğu zaman sadece kart bilgilerinizi girerek hatta sadece QR kod okutarak bir şeyi (artık o şey neyse) para niyetine bir yerden bir yere ilettiğinizin farkında mısınız?
Lana Swartz, kitabında para devrimini tarihi açıdan ele alıyor, paranın aslında bir iletişim mecrası olduğunun altını çiziyor. Nakit, kart, aplikasyon ya da kripto paranın bizi topluma entegre eden ya da toplumun dışına iten enformasyon kaynağı olduğunu söyleyen Swartz, finansal teknolojilerin politikasını inceleyerek bir ödeme yaptığımızda aslında nelerin söz konusu olduğunu ortaya koyuyor. Yaşadığımız bu kırılma döneminde “Fin-tek” start-up’lardan kripto paralara kadar bu “görünmez sistemlerin” çok çeşitli teknolojiler yardımıyla geleneksel finansal altyapıların nasıl yerinden oynamak üzere konumlandıklarını akıcı bir dille okumak gerçekten ufkumuzu açıyor.
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi – Depresyon, Kaygı, TSSB, OKB, DEHB ve Diğer Hastalıklarla Mücadelede Gıdaların Şaşırtıcı Rolü Üzerine Bir Rehber
Her gün kızartma yiyorsanız haftada bire indirin. Haftada bir yiyorsanız ayda bire indirmeye çalışın. Hiç kızartma yemiyorsanız zaten mutluluğa doğru yol alıyorsunuz demektir!
Harvardlı psikiyatrist Uma Naidoo üniversite sırasında, derslerin yoğunluğundan ve stresinden uzaklaşabilmek için yemek yapmaya başladı. Psikoloji eğitimiyle birlikte mutfak sanatları onun vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Beslenme uzmanı da olmasının ardından, kendisine gelen kaygı bozukluğu, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu yaşayan; obsesif kompulsif bozukluktan mustarip ve diğer psikolojik rahatsızlıklarla mücadele eden pek çok danışanının beslenme rejimlerini düzenleyerek onlara yardım etti.
Gıdaların Beyniniz Üzerindeki Etkisi’nde Uma Naidoo, sağlıklı yiyecekler tüketmenin, nitelikli ve lezzetli yemekler yapmanın psikolojik rahatsızlıklarla mücadele etmedeki önemi üzerinde duruyor. Kaygı hastaları hangi gıdalardan kaçınmalı? Depresyondan kurtulmak için neler tüketilmeli? Dikkat eksikliği ve hiperaktiviteyi azaltmak için neler yapılmalı? Şekerli içecekler, kızartmalar, fastfood tarzı beslenme tüm bu hastalıkları nasıl etkiliyor?
Uma Naidoo birbirinden güzel yemek tarifleriyle sağlığa giden yolun kapısını bu kitapta aralıyor.
Bilinçli ve Şiddetsiz İletişim
Dile Gelmenin, Gerçeği Söylemenin ve Derinlemesine Dinlemenin İpuçları
Ne söylediğimiz önemlidir. Belki de şimdi, içinde yaşadığımız bu büyük değişim çağında her zamankinden de önemli. Sözlerimiz çok iyi şeylerin başlamasına fırsat verebileceği gibi çok büyük yıkımlara da yol açabilir. Pek çoğumuz kültürel kodlar doğrultusunda, bu durumu değiştirmenin elimizde olduğunu pek de düşünmeden konuşuruz ancak nasıl yapacağımızı bilirsek sözcüklerimiz hem kendi dünyamızı hem de tüm çevremizi değiştirebilir.
Şiddetsiz İletişim eğitmeni ve beden farkındalığı ile travma çözümlemesi uzmanı Oren Jay Sofer gerçekten düşündüklerimizi söylemek, sözcüklerin gücünü doğru şekilde kullanmak, doğru dinlemeyi öğrenmek ve etkili iletişimi hayatınıza dahil edebilmek için kullanacağınız çok yönlü ve uygulanabilir bir rehber sunuyor.
Pazarlama – Yeni Pazarlama, Geleceğin Pazarlaması
Çoğu pazarlama kitabındaki teorik bilgilerin pratiğe dönüşmesi kolay değil. Byron Sharp hayatın içinden örnekler vererek, stratejik ve taktiksel pazarlama eylemlerinin kanıtlarını ortaya koyarak, bunun tersinin mümkün olduğunu gösteriyor. Biz pazarlamacılara da büyümenin kilidini açmak kalıyor. Üstelik tam da hepimizin istediği gibi: ölçümlenebilir ve hesap verilebilir şekilde.
Aslı Özen Turhan / Ülker CMO
Pazarlamanın hâlâ çok sayıda tanımlayıcı araştırma üretmeye ihtiyacı var. Byron Sharp Markalar Nasıl Büyür 1 ve Markalar Nasıl Büyür 2 kitaplarında bizleri bu tür araştırmalardan yola çıkarak kanıta dayalı pazarlama ile tanıştırmıştı. “Yeni Pazarlama”yı anlattığı bu kitabıyla da yine paradigmaları yıkıyor hem akademisyenleri hem uygulamacıları yeni ufuklara yönlendiriyor.
Prof Dr. Ali Atıf Bir / İletişim ve İşletme Bilimleri Enstitüsü
Tüketici davranışları değişiyor. Tüketicinin ürün, hizmet kullanımı alışkanlıkları, satın aldığı kanal alışkanlıkları, medya kullanımı alışkanlıkları değişiyor. Gittikçe hızlanan bu değişimi anlayabilmek ve tepki verebilmek için veriye, kanıta, analitiğe dayalı pazarlama anlayışı yaygınlaşıyor. Byron Sharp hem bilinen pazarlamanın ilkelerini öğretiyor hem de kanıta dayalı pazarlama anlayışıyla farklı ve etkili bir pazarlamanın algı kapılarını açıyor.
Muharrem Ayın / OPN Yönetim Kurulu Başkanı
Pazarlama – Yeni Pazarlama, Geleceğin Pazarlaması
Stoacılığı Yaşamak
“Bu kitap, insan doğası ve bu doğanın idaresi hakkındadır. Antik dönemlerde, veya belki de tüm tarih boyunca, bu konuyu en zekice işleyenler Stoacılardı. Nasıl düşünmemiz ve nasıl yaşamamız hakkında tavsiye verdiklerinde, günümüzde ‘Stoacı’ kelimesiyle özdeşleşen nemrut bir duygusuzluk akla gelmemeli. İlk Stoacılar, filozofların ve psikologların en maharetlilerindendi; üstelik son derece uygulamacı kişiliklerdi; gündelik yaşamın sorunlarına çözümler sunuyorlardı ve akıldışı eylemlerimizin üstesinden gelmek için tavsiye veriyorlardı, ki bu çözümler ve tavsiyeler günümüzde hâlâ geçerlidir ve işe yaramaya devam etmektedir. Bu kitaptaki bölümler, onların en faydalı öğretilerini on iki ders halinde sunmaktadır.”
Farnsworth, bu derslerde Stoacılığın teknik ve metafizik detaylarına girmez; ölüm, arzu, haz, tutku, erdem ve yargı gibi bizi doğrudan ilgilendiren ve yaşamımızda hayati bir öneme sahip olan konulara odaklanır. En çok faydalandığı figürler, öğretinin simge isimleri Seneca, Epiktetos ve Marcus Aurelius’tur. Fakat Farnsworth, bu meşhur temsilcilerle sınırlı kalmaz; Epikür, Cicero, Plutarkhos, Montaigne ve Schopenhauer gibi Stoacı sayılmayan pek çok farklı isimden de birçok alıntı sunar. Böylece Stoacılığın zamanı aşan bir öğreti olduğunu bize gösterir.
Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları
Dünyanın yalnızca kötülükle değil direniş ve adalet umuduyla da dolu olduğunu okurlara anlatan “Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları” kitabı 21 Mart 2022 tarihinde raflarda yerini aldı.
Büyük Britanya’nın Kenya’da yaptıkları, ABD’nin Vietnam’da yaptıkları, Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları ve daha birçok insanlık suçu… İnsan haklarının en önemli savunucularından biri olan dünyaca ünlü Avukat Wolfgang Kaleck; adaletin, yasaların ve insan haklarının her zaman ve herkes için geçerli olması için mücadele ediyor.
Veri ve Yapay Zekâyla Dijital Dönüşüm
Netflix, Spotify ve Amazon gibi dijital işletmeler, tüm iş süreçlerinin merkezinde veri bilimi ve makine öğrenmesine yer verirler. Ancak pek çok işletme, büyük veri analizi ve yapay zekâyı iş süreçlerine dahil etmekte zorluk yaşıyor. Bu kitap, tüm işletmelerde dijital dönüşümü yönetmeyi mümkün kılmak için hazırlanmış bir başucu kitabıdır.
Veri ve inovasyon odaklı bir kültürün oluşturulmasına ek olarak, doğru yeterli değişim yönetimi faaliyetleriyle ortaya çıkan veri ürünlerinin uygulamada kullanılması gibi önemli konuların ele alındığı bu kitap, yapay zekâ ve dijitalleşme çağında geri kalmamak için gereken organizasyonel dönüşümün detaylarını sunmaktadır.
Bu pratik kılavuzla yapay zekâ çağının gerisinde kalmaktan kurtulacak, veri bilimi ve yapay zekâyı işletmenizin kârlı bir parçası haline getireceksiniz.
Neksus: Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi
Hikâyeler bizi birleştirdi.
Kitaplar düşüncelerimizi ve mitolojilerimizi yaydı.
İnternet bize sonsuz bilgiyi vaat etti.
Algoritma sırlarımızı öğrendi.
Sonra da bizi birbirimize düşman etti.
Peki yapay zekâ neler yapacak?
Son yüz bin yılda biz Sapiensler muazzam bir güce ulaştık. Ancak tüm keşiflerimize, icatlarımıza ve fetihlerimize rağmen bugün kendimizi yine de bir varoluş krizinin içinde bulduk. Dünya ekolojik çöküşün eşiğinde. Siyasi gerginlikler her geçen gün tırmanıyor. Yanlış bilgiler her yerde, her alanda hızla çoğalıyor. Üstelik bizi ortadan kaldırabilecek yeni bir bilgi ağına, yapay zekâ çağına doğru son hızla ilerliyoruz. Başardığımız onca şeye rağmen, kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz?
Neksus insanlık tarihine derinlemesine bir bakış atarak, bilgi akışının bizi bugünlere nasıl getirdiğini tartışıyor. Bizi Taş Devri’nden Kitabı Mukaddes’in kanonlaştırılmasına, matbaanın icadına, kitle iletişim araçlarının gelişimine ve son dönemlerde popülizmin yeniden doğuşuna tanıklık ettiren Harari, bilgiyle gerçek, bürokrasiyle mitoloji, bilgelikle otorite arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya teşvik ediyor. Roma İmparatorluğu, Katolik Kilisesi ve Sovyetler Birliği gibi sistemlerin iyi ya da kötü, hedeflerine ulaşmak için bilgiyi nasıl kullandığını örneklerle inceliyor. Ve insandışı zekânın varlığımızı tehdit ettiği bu dönemde, her şey için çok geç olmadan neler yapabileceğimizi tartışıyor.
Bilgi ne gerçeğin hammaddesi ne de sadece bir silahtır. Neksus yelpazenin bu iki ucu arasındaki umut dolu orta yolu ararken bir yandan biz insanların ortak mirasını yeniden keşfediyor.
Kipling’ten Masallar
Rudyard Kipling çocukluk anılarından ve Hint masallarından ilham alarak, dünyadaki bazı şeylerin nasıl bugünkü hâline geldiğini anlatan sihirli masallar yazdı. Leoparın beneklerine nasıl kavuştuğunu, fillerin hortumlarının ve develerin hörgüçlerinin nasıl oluştuğunu ve bunlar gibi birçok gizemi büyülü bir anlatıyla aydınlatan bu masallar Ali Çetinkaya’nın çizimleriyle süslendi.
Kipling’in çocuklarına da anlattığı bu eğlenceli ve zekâ dolu masallar, minik okurları büyülü bir dünyanın kapılarını aralamaya çağırıyor.
Her Şey Sütliman
Uyumak modern zamanlara ait bir süper güç haline geldi. Hikâyeler ise eski zamanlara ait bir sihir.
Uyumakta zorluk çekiyorsanız, gecenin ortasında uyanıp endişeli hissediyorsanız Kathryn Nicolai, Her Şey Sütliman‘da yatmadan önce zihninizi rahatlatmanın sağlıklı bir yolunu sunuyor: uyku hikâyeleri.
ABD’de milyonlarca podcast dinleyicisinin epeydir vazgeçilmezi olan bu hikâyeler, küçük ama son derece tatlı ve neşeli rahatlama anlarını keşfediyor ve gözler önüne seriyor. Örneğin sonbaharda yerel elma şarabı fabrikasını ziyaret etmek, kışın arkadaşlarla parkta ağaç aydınlatmasını izlemek, ilkbaharda terk edilmiş bir çiftlikten gizlice leylak çalmak, yazın güverteden ateşböceklerini seyretmek, kitapçıyı gece kapatmak ve sabah fırını açmak gibi. Ayrıca, podcast’lerde daha önce hiç yer almayan on altı yeni hikâyenin yanı sıra tatlı, küçük, huzur ve neşe dolu anları açığa çıkaran ilginç illüstrasyonlar da bulacaksınız.
Bir meditasyon ve yoga öğretmeni olarak onlarca yıllık deneyimini kullanan Kathryn Nicolai, sessizce dikkat ve öz şefkat öğreten, yıpranmış sinirleri yatıştıran ve uykuyu beslemek için sağlam alışkanlıklar geliştiren, duyusal deneyim açısından zengin bir dünya yaratıyor.