İlginizi çekebilir…
Tavşancık Maymun’a Karşı ve Felaket Ligi
Tavşancık Maymuna Karşı – 3. Kitap Raflarda! Dünya çocuklarının favorisi Türkiye’de! İngiltere’de 1 milyondan fazla sattı, Amazon ve Waterstones listelerinde zirveye çıktı, Avustralya ve İrlanda’da çok satanlar oldu, Amerika’da yükselişe geçti… Şimdi Türkçede, serinin 3. Kitabı ile çocukları kahkahalara boğmaya geliyor! British Book Awards ve LOLies (Laugh Out Loud) Ödülleri’nden dönen bu eğlenceli çizgi roman,çocukların oylarıyla “En Komik Kitap” seçildi. Üstelik Jamie Smart, “Yılın En Komik İllüstratörü” unvanını aldı!
Bu kitapta neler mi var? Yaramaz Maymun’un kendini “Ormanın Kralı” ilan etmesi, Tavşancık, Minnak, Pinki, Kokuri ve Tilki Tofi’nin absürt maceraları, dondurma canavarları, robotlar, ışın tabancaları, çılgın icatlar ve bitmeyen kahkaha! Bu seri okumayı eğlenceli hale getiriyor, hayal gücünü coşturuyor, mizah anlayışını geliştiriyor, arkadaşlık ve dayanışma
değerlerini kahkaha dolu bir şekilde anlatıyor. Hadi, Tavşancık’ın çılgın dünyasına atlayın! Tavşancık ve Maymun serisi, sadece çocukları değil aileleri de kahkahalara boğuyor. Çocuklar, çocukluğu bırakmayanlar ve çocuklarla birlikte eğlenmek isteyenler bu seriyi kaçırmıyor.
Yağcılıkta 52 Yıl
Metin Yurdagül, Henkel Turyağ’da yirmi beş yılı aşkın süreyle çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, 1992’de Ülker Grubu’na katılarak Besler Yağ ve Margarin Fabrikasını kurdu. Besler Genel Müdürlüğünü takiben Ülker Grubu’nun çeşitli şirketlerinde genel müdürlük, icra kurulu üyeliği, gıda grubu başkanlığı ve yedi yıl süreyle de Grup sözcülüğü görevlerinde bulundu. Halen, gıda sektörünün güçlü derneklerinden Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği'nin Başkanı olarak gıda endüstrisinde bilgi kirliliği ile mücadelede aktif rol alan Metin Yurdagül, Yağcılıkta 52 Yıl kitabında yöneticiliğin, pazarlamanın, iletişimin, mutlu bir aileye sahip olmanın ve insan ilişkilerinin inceliklerini anlatıyor.
Metin Yurdagül’ün her biri aslında ayrı uzmanlık isteyen alanlarda başarı sağlamasının nedeni, bence kendisini sürekli gelişmeye, değişmeye, öğrenmeye ve çalışmaya adamasıdır -ki bu az bulunan bir niteliktir-. Bu nedenle ifade etmek isterim ki, kendisi yöneticilik hayatımda çalıştığım en iyi profesyonellerden biri oldu. - Murat Ülker / Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Bugünün Normali
Yirminci yüzyılın ortalarında Batı toplumlarında normlar, toplumsal düzenin işleyişinde merkezi bir rol oynamaya başladı. Normallik bireylerin davranışlarını denetleyen bir iktidar mekanizmasına dönüşerek, geleneksel davranış kalıplarına uyum olarak tanımlandı. Ancak bu normatif düzen zamanla, eski sınırlara başkaldıran ve bireyci kendini gerçekleştirmeyi temel alan yeni bir normatif düzene bıraktı yerini. İronik bir biçimde bireycilik ve konformizm karşıtlığı, yeni bir zorunluluk haline geldi.
Bugünün Normali bu yeni normatif düzenin politika, sağlık ve cinsellik gibi alanlarda nasıl tezahür ettiğini derinlemesine inceliyor. Kendini var etmeye dair normların bu yeni, katı mükemmeliyetçiliği yaygın bir öfke, kaygı ve tatminsizliğin habercisi olarak karşımıza çıkıyor. Kitap okuruna günümüzün normalini sorgulamaya ve anlamaya yarayan entelektüel araçları sunarken modern çağda ortaya çıkan “normal” kavramının nasıl şekillendiğini ve bu kavramın tarihsel dönüşümünü inceliyor.
Neandertal – Soydaşlarımızda Hayat, Sevgi, Ölüm ve Sanat
Keşfedildikleri günden bu yana insan türünün en kötü şöhretli üyeleri sayılan Neandertaller, artık geçmişin önyargılarından arınmış, bilimsel teknolojilerin desteğiyle şekillenen yepyeni bir bakış açısıyla tekrar inceleniyor. Fakat tüm bu araştırmalara rağmen hikâyelerinin tamamını öğrenebiliyor muyuz? İngiliz araştırmacı, arkeolog ve yazar Rebecca Wragg Sykes işte bu hikâyeyi enine boyuna anlatabilmek için yola çıkıyor; Neandertallerin, üstlerindeki yırtık pırtık post parçalarıyla bizden çok çorak buzlu arazilerde yaşayan kuyruksuz maymunlara benzetildiği eski imajını rafa kaldırıyor ve türlü koşullara sahip geniş Avrasya coğrafyasında yüz binlerce yıl boyunca hayatta kalmayı başaran, büyük iklim değişikliklerine göğüs geren bu insanların, aslında her açıdan ne kadar güçlü olduğunu gözler önüne seriyor.
Neandertal: Soydaşlarımızda Hayat, Sevgi, Ölüm ve Sanat bu yakın akrabalarımızın nerede, nasıl yaşadığından neler yediğine, neler giyip nasıl süslendiğinden ölülerine nasıl davrandığına ve cinsel partnerlerini nasıl seçip bebeklerini nasıl büyüttüğüne dek çok geniş bir inceleme alnında, Neandertal kültürüne yepyeni bir pencere aralıyor. Sykes hem konunun uzmanları hem de Neandertalleri merak eden amatör okurların keyifle okuyabileceği bilgi dolu bu kitabında, öncü Paleolitik araştırmaların ve teorilerin ortaya koyduğu bulguları temel alarak Neandertaller hakkında yazılan en kapsamlı araştırmayı sunuyor.
‘‘Neandertaller hakkında yepyeni bir hikâye… İnsanlığa ilgi duyan herkes için önemli bir okuma.’’
Yuval Noah Harari, The New York Times
Satış Dehası
Satışla ilgili dünyanın en zekice fikirlerine anında erişebileceğinizi ve satış yaparken her seferinde doğru adımları atmanızı garanti eden yöntemlerin size gösterildiğini hayal edin.Satış Dehası, satış performansını yükseltmek için yapılan araştırmaları gerçek dünyaya uygulamayı kolaylaştırıyor. Yüzlerce çağdaş işletme ve psikoloji araştırma projesine dayanan 40 bölüm; satışlarda hangi yöntemlerin işe yaradığını, hangilerinin ise satışları olumsuz yönde etkileyeceğini ortaya koyuyor.
Bu çalışmaları açıklayarak nasıl uygulanabileceğini gösteren 40 bölümün her biri satış hakkında mini bir yüksek lisans dersi. Satışlarda, geleneksel ve modern yöntemler farklı farklı çözümler sunar. Satış Dehası, bu karmaşaya bir son vererek, iyi bir satış sorumlusu olabilmeniz için kanıtlanmış yöntemleri, araştırmaları ve taktikleri sunuyor.
Hızla okunan ve son derece kullanışlı olan bu kitap içinizdeki küçük satış dehasını gün yüzüne çıkarmaya yardımcı olacak.
“Satış, satış yönetimi ve satış stratejisi etrafında dönen bazı efsanelerin yanlış olduğunu gösteren etkileyici anlayışlar.”
PhilJesson, Academy for Chief Executives
“Ne müthiş bir kitap… Satış dünyasına kavrayışı güçlü bir bakış.”
AnthonyStears, The Telephone Assassin
“Bir satış uzmanı olarak, her bölümdeki bilgiyi destekleyen ayrıntılı araştırma miktarından çok
etkilendim.”
Andrew Docker, Andrew Docker Associates
“35 yıldır satış eğitimi veriyorum. Satışın gerçeklerini bundan daha iyi anlatan bir kitap görmedim.”
Prof. Dr. Ali Atıf Bir, İletişim Bilimleri Enstitüsü
Neksus: Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi
Hikâyeler bizi birleştirdi.
Kitaplar düşüncelerimizi ve mitolojilerimizi yaydı.
İnternet bize sonsuz bilgiyi vaat etti.
Algoritma sırlarımızı öğrendi.
Sonra da bizi birbirimize düşman etti.
Peki yapay zekâ neler yapacak?
Son yüz bin yılda biz Sapiensler muazzam bir güce ulaştık. Ancak tüm keşiflerimize, icatlarımıza ve fetihlerimize rağmen bugün kendimizi yine de bir varoluş krizinin içinde bulduk. Dünya ekolojik çöküşün eşiğinde. Siyasi gerginlikler her geçen gün tırmanıyor. Yanlış bilgiler her yerde, her alanda hızla çoğalıyor. Üstelik bizi ortadan kaldırabilecek yeni bir bilgi ağına, yapay zekâ çağına doğru son hızla ilerliyoruz. Başardığımız onca şeye rağmen, kendimize nasıl bu kadar zarar verebiliyoruz?
Neksus insanlık tarihine derinlemesine bir bakış atarak, bilgi akışının bizi bugünlere nasıl getirdiğini tartışıyor. Bizi Taş Devri’nden Kitabı Mukaddes’in kanonlaştırılmasına, matbaanın icadına, kitle iletişim araçlarının gelişimine ve son dönemlerde popülizmin yeniden doğuşuna tanıklık ettiren Harari, bilgiyle gerçek, bürokrasiyle mitoloji, bilgelikle otorite arasındaki karmaşık ilişkiyi sorgulamaya teşvik ediyor. Roma İmparatorluğu, Katolik Kilisesi ve Sovyetler Birliği gibi sistemlerin iyi ya da kötü, hedeflerine ulaşmak için bilgiyi nasıl kullandığını örneklerle inceliyor. Ve insandışı zekânın varlığımızı tehdit ettiği bu dönemde, her şey için çok geç olmadan neler yapabileceğimizi tartışıyor.
Bilgi ne gerçeğin hammaddesi ne de sadece bir silahtır. Neksus yelpazenin bu iki ucu arasındaki umut dolu orta yolu ararken bir yandan biz insanların ortak mirasını yeniden keşfediyor.
Demir John: Erkekler Üzerine Bir Kitap
Şair ve çevirmen Robert Bly, bu derinlikli kitabında erkek olmanın ne olduğuna dair yeni bir ufuk sunar. Bly’ın fikirleri, erkeklerle yürüttüğü çalışmalara ve kendi hayatından izlenimlere dayanır.
Eski hikâye ve efsanelerden zengin anlamlar çıkaran Bly, “Demir John” adlı bir Grimm masalını işler; bu masalda anlatıcı ya da “Vahşi Adam”, genç bir adama erkeklik gelişiminin sekiz aşamasında rehberlik eder, böylece bize çoktan unutulmuş arketipleri ve güçlü erkeklik imgelerini hatırlatır.
62 hafta boyunca New York Times Çok Satanlar listesinde kalan Demir John, mitin yüceliğiyle pratik yaşamı bir araya getirdiği ve buna bir de kendi tarihimizden acı dolu dersler eklediği için önümüzdeki dönemde de hem erkeklere hem kadınlara rehberlik edip ilham verecek kült bir eser.
Postmodern Pazarlamayı Anlamak
Y Z ve Alfa kuşakları… Pazarlama sektörünün hedef kitlesi hızla değişiyor.
Artık Z kuşağına ürün pazarlarken kullanılan yöntemler Alfa kuşağı için geçerli değil. Peki, teknolojisiz bir dönem geçirmeyen yeni nesil, pazarlamanın da bu çağa ayak uydurmasını istemekte haksız mı? Pazarlama dünyası bu postmodern çağı yakalamak için neler yapıyor? Hızlı, interaktif, yaratıcı, en iyisi ve samimi olmalarını bekleyen tüketiciyi kazanmak için ne tür yenilikler geliştiriyor?
Endüstri 4.0’dan 5.0’a doğru yol alırken pazarlama sektöründe tüketiciyi anlama ve ürünü kabul ettirme yöntemlerinin değişime uğradığına hepimiz şahit oluyoruz. Artık bilinçli farkındalık, tüketici aktivizmi, estetik pazarlamanın konuşulduğu bir dönem içindeyiz. Bu nedenle her an her yerde karşınıza çıkan pazarlama hareketlerini postmodernizm ışığında anlamak ve yorumlamak gerekiyor.
Prof. Dr. Yavuz Odabaşı’nın iş/ekonomi dergilerinde ve gazetelerde pazarlama dünyasındaki gelişmeleri kaleme aldığı çok okunan yazılarından bir araya getirilen Postmodern Pazarlamayı Anlamak, pazarlama, iş, ekonomi ve iletişim alanlarına uzaktan yakından ilgi duyan herkesin kolayca okuyacağı ve ilgileneceği bir seçki.
Okudukça ve anladıkça da postmodern pazarlamanın dışında kalamayacakları kesin…
Nesnelerin Tükenen Hayatı
Ayak uzun süre yürürse, giydiği ayakkabıyı deforme eder, bir kalıp gibi şeklini kendine uydurur; bazen de ayakkabı ayağı vurur, su toplamasına, hatta nasır tutmasına neden olur. Wolfgang Schivelbusch insanla eşya arasındaki ilişkiyi hem böyle her gün deneyimleyebileceğimiz örnekler hem de felsefenin derinlikli kuramları yardımıyla, tüm yönleriyle ele alıyor. Yaratma, üretim, kullanım, tüketim ve yok etme döngüsü üzerinden, insanın nesnelerle kurduğu bağı inceliyor.
Schivelbusch, Nesnelerin Tükenen Hayatı’nda insanla eşya arasındaki bu karşılıklı ilişkiyi düşün ve bilim tarihi boyunca izleyerek uygarlığımızın ve modern ekonomilerin kökenine dair çarpıcı görüler sunuyor. Kapsamlı tarihsel analizleriyle okurunu, gündelik hayatımızın eşyalarına yeni bir gözle bakmaya davet ediyor.
“Schivelbusch, derinlikli ve bir o kadar da parlak bir üslupla yazıyor; birbiriyle ilgisiz gibi görülen alanları düşünce yapısının çatısı altında öyle zarif bir şekilde bir araya getiriyor ki bu büyük çabasını hissetmiyorsunuz bile... Yaşadığımız toplumu anlamak isteyenler için adeta bir rehber niteliğinde.”
Hannes Hintermeier, Frankfurter Allgemeine Zeitung
Edebiyat Fabrikası ve Seçme Yazılar
“İnsanın içine yerleşen ve orada ölen hisler vardır. İnsanın zayıflığının bir emaresidir bu. Sebebi itibarıyla küçük ama insanda yanıp, tükenip, dağılıp, kendine bir yer edinemeyip de hayatın ateşiyle savrulup giden, görünmez olduklarından insanın içinde nasıl barındıkları kestirilemeyen hisler vardır. Şöyle olur: İnsan çalışır, başka da bir şey yapmaz. Yüzlerce insan geçip gitti, onlarla birlikte çalışan insan görüntüsünün yarattığı izlenim de içlerinde parlayıp söndü. Sonra bir kişi daha gelip geçerken bu olağan durumda başka bir şey gördü. Gördükleri içinde sönmeyen, o küçücük şey koskocaman oldu, ona ıstırap verip dışarıya çıkmak için kıvrandırıp durdu. İşte o kişi hislerini kâğıda döktü, böylelikle rahatladı.”
Andrey Platonov'un yetkin kalemi yalnızca kurmaca eserlerde değil, denemeleri ve eleştiri yazılarında da hayat buluyor. Edebiyat Fabrikası’nda Platonov'un bu kurmacadışı metinleri, edebiyatın ve sanatın toplumsal dönüşümlerle nasıl etkilendiğini, yazarların bu değişimlere nasıl yanıt verdiğini ve edebiyatın insanların ve dönemin ruhunu nasıl şekillendirdiğini tartışıyor. Bu kitap, yazarın felsefi, siyasi ve edebi görüşlerini, toplumsal meselelere bakış açısını ve sanat anlayışını keşfetmek isteyen okurlara tatminkâr bir okuma sunuyor.