İlginizi çekebilir…
Kâtip Bartleby: Bir Wall Street Hikâyesi
“Kalabalığını gördüğü, bildiği bir mekânın yalnızlığının tek seyircisiydi o...”
Dünya edebiyatının kült eserlerinden Kâtip Bartleby, bir avukatın Wall Street’teki hukuk bürosuna bir kâtibi işe almasıyla başlar. Bir süre sonra çalışmayı ve hatta yaşamayı reddederek hâkim düzeni ve en sarsılmaz inançları tersyüz eden Bartleby, dünyaya karşı takındığı alışılmadık tavrıyla avukatın elini kolunu bağlar.
Bartleby, bireyin sessiz bırakıldığı ve itaate koşulduğu modern dünyada “yapmamayı tercih ederek” yaşayan sıradan bir kâtibin varoluş nüshasıdır. Sorgusuz sualsiz kabullerin karşısına dikilmiş sessiz bir isyan bayrağıdır. Özgürlüğü yeniden tanımlayan, tuğla duvara bakan bir masanın ardında tarihin başka türlü yazıldığı bir başkaldırı hikâyesidir.
Bizler Yarının Türkleriyiz
1980’lerde Almanya’da bir hayalet dolaşıyordu — punk kültürünün hayaleti. Synth melodileri sokakları dolduruyor, yırtık boru paça kotlar, alaycı sloganlı tişörtler ve asi bedenler kentlere yavaş yavaş sirayet ediyordu. Fakat mesele ne müzikle ne modayla sınırlıydı. Geçmişinde sıkı sıkı tutunmaya çalışan bu ülkedeki bir avuç genç müzisyen, sanatçı ve göçmen işçi çocuğu, Almanya’nın ruhuna inceden inceye müdahale ediyordu. Resmi tarihin bastırmaya çalıştığı bu sesler, ülkenin geçmişine ve dönüşebileceği şeye dair köklü tartışmalar başlatıyordu.
Ulrich Gutmair Bizler Yarının Türkleriyiz’de standartlaştırma baskısına, toplumsal dayatmalara direnmek adına son derece üretken bir olumsuzlama yöntemini benimseyen punk kültürünü ve dönemin Almanya’sında bu ülkede yaşayan misafir işçilerin ve onların Almanya’da doğan çocuklarının üstlendiği görünmez ama hayati rolü son derece çarpıcı detaylarla anlatıyor.
Bizler Yarının Türkleriyiz, sadece punk kültürünün değil, bir toplumun belleğinde patlayan gecikmiş bir bombanın hikâyesi. Müzik, edebiyat ve kimlikler üzerinden yürütülen bu sessiz devrim, Almanca konuşulan coğrafyanın tarihine kazındı. Punk sadece bir müzik türü değil, baskıya, ataerkil düzene, her türden kimliğe ve geçmişin inkârına karşı yaratıcı, radikal ve saldırgan bir cevaptı. Ve o cevap hâlâ kulaklarımızda çınlıyor.
Einstein Bulmacası
Einstein meşhur bulmacasını çocukken tasarlamıştı. Beş komşu ve bir balık hakkındaki bu hain problem öyle akıllıcaydı ki Einstein bu soruyu her elli kişiden yalnızca birinin çözebileceğini öne sürmüştü. Ama bu sadece başlangıç...
Çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir !
Bu kitapta, şimdiye dek tasarlanmış en şaşırtıcı zihin açıcılarla karşılaşacaksınız. Üç kapıdan birini seçerken, sürpriz partinin hangi gün olacağına dair tahmin yürütürken ya da bilgisayarınıza düşen ve bir şekilde hep doğru çıkan maç tahmini e-postalarının güvenilirliğini hesaplarken gri hücreleriniz fazla mesai yapacak.
Çözümü bulmanız halinde ne kadar gururlansanız hakkınız. Ama aksi durumda lütfen sorumlu okurluğu elden bırakmayın; çözememenin verdiği sinirle fırlatılan kitap yaralayıcı olabilir.
Doğrulanmış: İnternette Gerçeği Ayırt Etmenin Yolları
Gerçeğin peşinde misiniz, yoksa farkında olmadan yalanlara mı teslim oluyorsunuz? Bugün her zamankinden fazla bilgiye sahibiz… ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar da aldatılmaya açığız. İnternet, bilgiye saniyeler içinde ulaşmamızı sağlıyor. Fakat aynı hızla yanlış bilgi de hayatımıza giriyor. Bir haber, bir görsel ya da bir istatistik… Gerçekle sahteyi ayırt etmek artık her zamankinden daha zor.
Mike Caulfield ve Sam Wineburg, yıllarını dijital okuryazarlık üzerine çalışmaya adamış iki uzman. Onlar, akademik teorilerle değil, günlük hayatta herkesin kolayca uygulayabileceği pratik doğrulama yöntemleriyle karşımızdalar.
Bu kitap sayesinde:
Karşınıza çıkan bilgilerin kaynağını güvenilir biçimde test etmeyi,
Şüpheli görsellerin ve haberlerin ardındaki gerçeği açığa çıkarmayı,
Yanlış bilginin yayılma tuzaklarına düşmeden interneti bilinçli kullanmayı öğreneceksiniz.
“Doğrulanmış”, yalnızca araştırmacılar ve öğrenciler için değil; sosyal medyada, haber sitelerinde ve gündelik yaşamda güvenilir bilgiye ulaşmak isteyen herkes için güçlü bir yol gösterici.
Unutmayın: Gerçeği bilmek, özgür kalmaktır.
Suç ve Ceza
Fyodor Dostoyevski’nin efsanevi eseri Suç ve Ceza, gençler için uyarlandı!
Resimlerle zenginleştirilen bu özel uyarlama, vicdan, adalet ve içsel hesaplaşma üzerine düşündürüyor.
Raskolnikov, bir zamanlar zeki ve gelecek vadeden bir üniversite öğrencisiydi.
Ama yoksulluk, umutsuzluk ve hayal kırıklıkları içinde yolunu kaybetti.
Bir çıkış ararken, onu geri dönülmez bir karara sürükleyen karanlık bir düşünceye kapıldı.
Fakat ne kadar güçlü olmaya çalışsa da, vicdanının sesi peşini bırakmaz.
Annesi ve kız kardeşinin gelişi, onu iyice sarsar.
Üstelik deneyimli bir dedektif, şüphelerini adım adım derinleştirmektedir.
Raskolnikov adaletten kaçabilecek midir?
Yoksa en büyük ceza, zaten kendi içinde midir?
Gerilim, psikolojik çözümleme ve vicdan muhasebesiyle örülü unutulmaz bir klasik.
Kuşlar Çıkartma Kitabı- 1
Kuşların dünyasına renkli bir yolculuğa hazır mısın?
Bu kitap seni gökyüzünün tatlı ve neşeli müzisyenleriyle buluşturacak.
Kim mi onlar? Elbette ki kuşlar.
Renk renk, çeşit çeşit, bıcır bıcır kuşlarla eğlenceli ve güzel bir yolculuğa çıkacaksın.
Hem öğrenecek hem çıkartmalarla eğlenecek hem de kuşlar dünyasını keşfedeceksin!
Bu eğlenceli kitapta neler mi var?
Suda yüzen ördekler, dallarda zıplayan serçeler, gökyüzünde dolaşan güvercinler, rengarenk tüyleriyle konuşan papağanlar, bütün bilgeliğiyle gece sessizliğinde uyanık kalan baykuşlar
Ve daha birçok sevimli kuş seni bekliyor!
Kuşları tanıman için ipuçlarını bulup çıkartmalarla tamamlayarak görevi tamamlayacaksın.
Haydi, çıkartmalarını kap, sayfaları keşfet ve kuş dostlarınla birlikte eğlence dolu bir yolculuğa çık!
Sevgili aileler; bu kitap, çocukların merakını ve yaratıcılığını desteklemek için özel olarak tasarlanmıştır. Birlikte yapıştırın, birlikte keşfedin!
Üç Kız Kardeş
Anton Çehov’un unutulmaz eseri Üç Kız Kardeş, gençler için uyarlandı!
Resimlerle zenginleştirilen bu özel uyarlama, hayaller, aile bağları ve zamanla değişen hayatlar üzerine dokunaklı bir klasik.
Anne babalarının vefatının ardından Olga, Maşa ve İrina, eski ama güzel evlerinde birlikte yaşamaya başlar.
Ancak her biri, bu sakin hayatın çok ötesinde özlemlerle doludur.
Olga ve İrina, yeniden Moskova’ya dönmenin hayalini kurar.
Maşa ise mutsuz bir evliliğin içindedir.
Bir de kardeşleri Andrey’in evlendiği Nataşa vardır ki, evin düzenini tamamen değiştirmek istemektedir.
Ama bu değişiklikler, kız kardeşlerin hiç hoşuna gitmeyecektir.
Üç kız kardeş, hayallerinden ve birbirlerine olan bağlarından vazgeçmeden ayakta kalabilecek midir?
Yoksa zamanla ellerindeki her şeyi kaybetmeye mi mahkûmdurlar?
Kayıplar, hayaller ve kardeşlik üzerine zarif ve etkileyici bir hikâye.
Kanca
Özel hayatımdaki iniş çıkışlar, ailemdeki kayıplar, mali sorunlarım, doktora çalışmam, ülkenin yaşadığı çalkantılar, yazdıklarım, konuşmalarım... Yıllardır hiçbiri hayatımı kesintiye uğratmamıştı. İlk kez ölümü, belirsiz bir gelecekteki kendi ölümümü, bir ölümlü olduğumu da fark etmiştim. Eylemlerimizle olduğu kadar, bildiklerimizle de dünya üzerindeki yerimiz genişler. Ben şu anda hislerimle yaşıyor, bildiklerim arasında bağlantı kurup tutarlı bir bütün elde edemiyor, başkalarının, en temelde de bir ölünün yönlendirmeleriyle hareket ediyor, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü hayal ediyordum.
Siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin toplumun zeminini sarstığı, yeni bir medya ve magazin çağının filizlendiği çalkantılı 1990’lar Türkiye’sinde, yankılarını İstanbul’da, Kadıköy- Beşiktaş-Beyoğlu ekseninde bulan bir garip intihar vakası…
Mehmet’in hayatı, pek iyi tanımasa da evini açmaktan çekinmediği Hasan’ın kendini öldürmesiyle rayından çıkar. Mehmet evinde sıradan bir sabaha uyandığını zannederken Hasan’ın cansız bedeniyle burun buruna geldikten sonra, sanki içgüdüsel bir merakla tüm enerjisini ve vaktini hem bu intiharın nedenlerini hem de kendisiyle nasıl bir ilgisi olduğunu anlamaya vakfeder. Hasan’ın niçin kendini onun evinde öldürmeyi seçtiğine anlam veremeyen Mehmet, ortak gençlik arkadaşlarının yardımıyla, kafasını kurcalayan ve hayatını çıkmaza sokan soruların yanıtlarının peşine düşer.
Türker Armaner’in yapmacıklıktan uzak, samimi dili ve yalın üslubuyla Kanca, okurunu sırlar ve kuşkularla dolu bir hikâyeye sürüklüyor.
İşyerinde Sosyopatın Öne Geçme Rehberi
Kuzuların Sessizliği’nde (The Silence of the Lambs) Hannibal Lecter’in, Taht Oyunları’nda (Game of Thrones) King Joffrey’in, House of Cards dizisinde Frank Underwood’un Türkiye’de ne kadar popüler olduğuna yakından tanıklık etmişsinizdir.
Neden? Yanıtı basit, tüm dünyada olduğu gibi sosyopat karakterler bizde de oldukça ilgi çekiyor. Araştırmalar her toplumda 25’te 1 oranında sosyopat olduğunu gösteriyor. Sosyopat popülerliğinin gerçek nedeni ise aldıkları başarılı sonuçlara duyduğumuz saygı. Basit olarak ifade edersek, sosyopatlar istediklerini her ne pahasına olursa olsun elde eder!
İşyerinde Sosyopatın Öne Geçme Rehberi sosyopat gerçeğini oldukça dürüst ve eğlenceli bir şekilde gözler önüne seriyor. Sosyal psikoloji temelli içgörülerle sosyopat yöntemleri, manipülasyon denilen karanlık sanatın ipuçlarını bilimsel olarak ortaya koyan ilk kitap. Kitapta ayrıca Dostoyevski, Platon, Robert Greene, Dale Carnegie ve Malcolm Gladwell alıntılarla sürpriz bir şekilde karşınıza çıkıyor, başarılı olmanız gereken özellikleri size gösteriyorlar.
Günümüzde birçok dünya liderinin başarılı olmak için her yolu mübah gördüklerini düşünürsek İşyerinde Sosyopatın Öne Geçme Rehberi zirveye oynadığınızdan emin olmak, evrimsel avantajınızı doğru biçimde kullanmak için ihtiyacınız olan tek araçtır. Kitabı okurken öğrenirken eğleneceksiniz, bu da bir gerçek.
Kurtulabilirsin
Hepimiz bağımlılığa karşı korunmasızız. Hatta tekrar eden davranışlarımızdan kurtulamıyoruz. Tekrar eden bazı davranışlarımızdan çok rahatsızız ama bir türlü kendimize engel olamıyoruz.
Bazılarımız sosyal medyayı sürekli kontrol ediyor, bazılarımız ölçüsüz yemek yemeye eğilimli, ezildiği halde aşka esir olanlarla, ezdiği halde aşk ve pişmanlığı ayna anda yaşayanlar hastalıklı ilişkiler yaşamaya devam ediyor…
Sağlık tehditi kesin olmasına rağmen hâlâ sigaranın içine düşenler bir yanda, hayat konforunu etkilediği halde içkinin küpüne düşenler diğer yanda… Başkalarının davranışlarını kontrol etmeye karşı dayanılmaz bir istek duyan bizler ise kendimizi kontrol edemeyip sürekli tekrarlamaktayız…
Peki sürekli tekrarlanan alışkanlıklarla başa çıkmak neden bu kadar zor? Bizim için sağlıksız olduğunu bildiğimiz arzuların üstesinden gelmenin anahtarı var mı?
20 yıldır bağımlılık bilimi araştırmalarıyla çığır açan, psikiyatrist ve nörobilimci olan Dr. Judson Brewer bağımlılıklarımızın niye bu kadar inatçı olduğunu ve onları nasıl kontrol altına almayı öğrenebileceğimizi Kurtulabilirsin’de çok net olarak açıklıyor.
Kurtulabilirsin, bağımlılık hakkında en önemli sorulara paradigma yıkıcı cevaplar veriyor. Dr. Brewer, bağımlılıklarımızdan kurtulabilmek adına bağımlılık davranışlarını teşvik eden süreçlere nasıl karşı koyabileceğimizin adeta reçetesini veriyor.
Alışkanlık ve bağımlılığın oluşum mekanizmalarını açıkladıktan sonra farkındalık alıştırmalarının bağımlılıkları nasıl kesebileceğini anlatıyor.
Hasta hikâyeleri, farkındalık pratiği ile ilgili kendi deneyimleri, kendi laboratuvarından ve diğer laboratuvarlardan gelen güncel bilimsel bulguları bir araya getiren Dr. Brewer, arzularımızın ötesine geçmek, stresi azaltmak ve nihayetinde daha dolu bir hayat yaşamak için tam zamanında ve çok uygulanabilir bir yol sunuyor.
Süt Almaya Çıktım Ama Eve Bir Bisikletle Döndüm
Bir türlü karar veremiyorum öğlen ne yesem? Pizza mı salata mı? Bu işte devam mı etmeliyim yoksa değiştirmeli miyim? Nereye gitsek acaba? Karadeniz yaylalarına mı yoksa Antalya kıyılarına mı? Şimdi mi çocuk yapsak yoksa biraz daha beklesek mi? Çocuğumuzu özel okula mı göndersek yoksa devlet okuluna mı?
Her gün çok sayıda karar veriyoruz. Bazılarının farkındayız, bazlarının değiliz. Bazılarının yaşantımızda etkisi yok denecek kadar az, bazıları ise tüm hayatımızı etkiliyor. Bazen aldığımız bir kararı beş dakika sonra değiştiriyoruz. Bazen de öyle radikal ve kalıcı kararlar alıyoruz ki buna kendimiz bile şaşırıyoruz. Çünkü o radikal kararlar biz farkında bile olmadan yaşantımızın akışını değiştirebiliyor.
Karar aslında nedir? Nasıl ortaya çıkar? Karar alırken etkili olan faktörler nelerdir? Bazı kararları bugün alırken neden bazılarını yarına erteliyoruz? Ani fikir değişikliklerinin nedeni nedir?
İşte tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası bu kitapta!
Süt Almaya Çıktım ama Eve Bir Bisikletle Döndüm, mantıklı olduğunu düşündüğümüz bir kararın aslında kötü sonuçlar doğurabilecek bir karar olduğunu, hatalı olduğunu düşündüğümüz bir kararın ise hayatımızın en mantıklı kararı olabileceğini örneklerle anlatıyor.
Aldığımız kararların nedenleri ve sonuçları her zaman net olmayabilir. Sakin kafayla ya da tutarlı argümanlara dayalı kararlar da her zaman günü kazanacağımızın garantisi değildir. Aldığımız kararlarda bir de “el âlem” faktörü vardır kuşkusuz. Kararlarımız duymayan kulaklara, cehalete, kötü niyete ya da anlayışsızlığa kurban olabilir. Ama yine de yeniden kararlar almaya, yeniden denemeye değer çünkü her zaman başarıya götüren farklı alternatifler mutlaka olacaktır.
Pizza ve Oskar
Neşeli ve biraz da tombik Pizza bir gün, hayvanat bahçesini ziyaret eden insanları izleyerek konuşmayı öğrenen Oskar adında küçük bir fille tanışır. Oskar hayvanat bahçesinin, Pizza ise sürekli televizyon izleyen ailesinin sıkıcılığından dert yanarken, aniden Oskar’ın anavatanı Afrika’ya gitmek istemesiyle her ikisinin de hayatına renk katacak, eğlence ve macera dolu güzel arkadaşlıkları başlar.
Achim Bröger’in otuz yıldır yayımlanmaya devam eden ve artık bir çocuk klasiği olarak kabul edilen Pizza ve Oskar’ı, karşılaştıkları tüm sorunları birlikte çözmeyi başarabilen iki cesur arkadaşın heyecan dolu serüvenlerine hepinizi davet ediyor!
Üç macera tek kitapta!
Pizza ve Oskar Afrika’yı Arıyor
Pizza ve Oskar Macera Peşinde
Pizza ve Oskar Okul Yolunda