TÜRKİYE ÜZERİNE

175.00
Marx’ın “Türkiye Üzerine” kitabı, bundan 164 yıl önce New York Tribune gazetesine yazdığı makalelerden oluşuyor. Dönemin Osmanlı, Rusya ve Avrupa, özellikle İngiltere ilişkileri bağlamında toplumsal yapıyı, siyasal yaklaşımları, çıkarları ve bunun üzerine şekillenen diplomasiyi irdeleyerek günümüze dek uzanan ilişki yumağını sorgulayarak ele alıyor. Devletlerarası sorunların nedenlerini oluşturan çelişkiler ortadan kalkmadığı için zamansal değişimin geride bıraktığı mekânsal sorunların aşılamayacağını çok çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Bir solukta okunacak bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun 19. yüzyılındaki sorunlarını, açmazlarını, “hasta adam” tanımlanmalarının ortaya çıkardığı ilişkileri irdeliyor ve günümüzün Türkiye devlet yapısının yaşadığı sorunlara; Osmanlı İmparatorluğu’ndan Türkiye’ye uzanan “stratejik konum” macerasının Rusya, Avrupa ve özellikle İngiltere arasındaki çelişkilerin güzergâhında nasıl boğuntuya uğradığına ışık tutuyor.

TOPLUMSAL EKOLOJİ VE KOMÜNALİZM

175.00
Toplumsal ekoloji, sadece ahlakın yeniden canlandırılması için değil, aynı zamanda –ve her şeyden önemlisi- toplumun ekolojik bir temelde yeniden inşa edilmesi için de talepte bulunur. Toplumsal ekoloji, kör piyasa güçlerine ve acımasız bir rekabete dayanan iktidar odaklarından etik taleplerde bulunmanın, kendi başına ele alındığında, kesinlikle sonuçsuz kalacağını vurgular. Kendi başına ele alındığında böylesi bir talep, ekolojik bir topluma ulaşmayı sadece bireysel tutumların değişmesi, tinsel bir yenilenme ya da yarı dinsel bir arınma ile ilgili bir mesele haline getirerek günümüzde hüküm süren asıl iktidar ilişkilerini gözlerden saklar. Yeni bir etik bakışın taşıdığı önemin her zaman farkında olsa da toplumsal ekoloji, öncelikli olarak, birinci doğayı hakimiyet altına alma gibi fikirlerin hem yapısal hem de öznel kaynaklarına inerek günümüz toplumunun doğal dünya üzerindeki ekolojik sömürüsünü sona erdirmeyi amaçlar. Toplumsal ekoloji ve komünalizm kitabı, yeni bir toplumsal sistemi ele alıyor. Kapitalist modernitenin doğa üzerinde yaratmış olduğu tahribat, ve bunun toplumsal ilişki ve yaşam biçimine yansımaları üzerinde duruyor. Ve alternatif bir toplumsal sistem projesini sunuyor.

POLİTİK EKOLOJİ

175.00
Politik Ekoloji, çevre politikasının tarihi ve gelecekte alabileceği şekiller üzerine yazılmış ve şimdi klasikleşmiş olan bir yapıttır. Bu klasik yapıt, Aralık 2015 tarihinde gerçekleşen Birleşmiş Milletler Paris İklim Konferansı’nın detaylı bir anlatımı ile buradan çıkan perspektifleri de içeren en güncel ve genişletilmiş edisyonundan Türkçeye çevrilmiştir. Politik Ekoloji, çevrenin devlet tarafından yönetiminin tarihiyle açılmakta, ardından ekolojik kriz karşısında halktan gelen ve geniş bir yelpazeye dağılan yanıtları gözden geçirmekte ve nihayetinde ekoloji hareketi tarafından önerilen temel politik eğilimlerin bir tartışmasını açmaktadır. Roussopoulos, ekolojist aktivistlerin çevreyi korumaktan ziyade yeni topluluklar, yeni yaşam biçimleri ve yeni bir politika yapma biçimi hedeflediklerini savunur. Son bölümler, çevreciliğin arzularının bu türden politik alternatiflere nasıl yönlendirilebileceğini araştırmakta ve bu çerçevede toplumsal ekolojinin ilham verdiği Montreal ve Rojova gibi başarılı örnekleri serimlemektedir. Dimitri Roussopoulos, yazar, editör, yayıncı, bir topluluk organizatörü ve konuşmacısıdır. 1950’lerin sonlarından bu yana barış inisiyatiflerinde, kent ekolojisi projelerinde ve kooperatif hareketlerinde aktif biçimde yer almaktadır.

MODERN KRİZ

175.00
Murray Bookchin’in modern kriz kitabı; çağımızın içinde bulunduğu büyük krize dikkat çekiyor. Ekolojik krizin toplumsal, siyasal ve sistemsel krize nasıl yansıdığını “Tarihte birbirimizle ve doğal dünyayla ilişkilerimizde bu denli muazzam bir krizle karşı karşıya kalacak kadar yanlışı nerede yaptık?” sorusuyla başlayarak açıklamaya çalışıyor. Eğer ideal olanı reel olanla birleştirecek ve “realizm” gibi sözcüklere olduklarından daha zengin, daha rasyonel bir anlam kazandıracak bir etiğe umutsuzca ihtiyaç duyuyorsak, o halde karşımızda geleneksel bir ikilem duruyor demektir. İyi ile kötü, doğru ile yanlış… Kapitalizm, evrensel boyutta sınırsız bir satma ve alma, aslında sınırsız büyüme ve yayılma hükmünün sürmesine hız veren (eğer öyle demek doğruysa) bir “sistem”dir. Yurttaşın, yalnızca politik âlemin “seçmen”ine değil, ekonomik âlemdeki alıcı ve satıcıya indirgenmesi, piyasadaki rekabeti hayatın en mahrem gündelik veçhelerine taşır. Artık yalnızca “doğayla mücadele” içinde değiliz, aynı zamanda birbirimizle de savaşmakla meşgulüz. Bu acıtan modern kriz, yerinden ettiği şeyleri, yerine oturtmaya çalışan birçok ideolojik hareketin kendi içindeki ciddi bir krizini de beraberinde getirmiştir. Ya bu değerlendirmeler ışığında, radikal toplumsal teorinin ve analizin acımasız bir yeniden kuruluşu işini sırtlanacağız ya da çoktan geçip gitmiş ve şimdi toplumsal bilinçte tamamen yanıltıcı, aslında gerici rol oynayan bir çağdan bize miras kalmış dogmaların akılsız kurbanları olarak kalacağız. Modern kriz kitabı, çağımızın bir vebası olarak ortaya çıkan krizin nasıl aşılabileceğine dair ışık tutuyor.

Filozofun Takım Çantası

172.00
Tarih boyunca filozofların kullandığı yöntemleri ve fikirleri merak eden, felsefede kullanılan kavramsal araçlar üzerine iyi bir referans çalışması arayan okurlar için hazırlanan “Filozofun Takım Çantası” kitabı, okuyucusuna neyin doğru olduğu hakkında bilgi vermez. Yazar Julian Baggini ve Prof. Peter Fosl soruların nasıl doğru bir şekilde çerçeveleneceğini ve sorulacağını, belki de kendi başınıza öğrenmenin temel yollarını anlatıyor. Tartışma araçlarına giriş niteliği taşıyan bu eser felsefeyi bir hobi olarak gören ve başlangıç seviyesinde ilgi duyan okurların mutlaka okuması gereken bir eserdir.

Görüş Zorbalığı ve Linç Kültürü

172.00
İdeoloji, propaganda ve kabilecilik çağındayız. Politik uyumluluk ve John Stuart Mill’in “hâkim kanaat ve duygunun zorbalığı” dediği sosyal kontrol her geçen gün daha fazla dayatılmakta. Liberal veya sol görüşlü insanlar genellikle birbirlerinden, muhafazakâr veya sağcı rakiplerinin birbirlerinden korktuğundan daha çok korkuyorlar. Sosyal medya ve linç kültürü uyumsuzları adlandırmayı, utandırmayı, dışlamayı, dahası taciz etmeyi kolaylaştırarak kariyerleri ve yaşamları mahvediyor. Peki bununla mücadele edebilir miyiz? Birey olarak kendimize dair algımızı ve özgürlüğümüzü yeniden kazanabilir miyiz?

Yeni Bukalemunlar

172.00
YENİ NESİL TÜKETİCİLER İÇİN YEPYENİ PAZARLAMA STRATEJİLERİ …Ürünleri, yaptıkları şeyler için satın almayız. Onları, geldikleri anlam için satın alırız… Tüketiciler değişiyor ve çeşitleniyor ama onları tanımlamak için kullanılan pazarlama kategorileri aynı kalıyor. Oysa yeni nesil tüketicilerle iletişim kurmanın yeni yollarının bulunması gerekiyor. Erkek ya da kadın, iş ya da oyun, çevrimiçi ya da çevrimdışı… Modern tüketiciler geleneksel sınırlara meydan okudukça ve birden çok alt kültürün üyeleri olarak tanımlandıkça, bu ve diğer pazar kategorileri geçerliliğini yitiriyor. Yeni Bukalemunlar bu yeni nesille nasıl etkileşime geçileceğini ve rekabette nasıl öne çıkılacağını ortaya koyuyor. Pazarlama profesörü ve endüstri danışmanı olan Michael R. Solomon, pazarlamacıları geleneksel kategorilerin ötesine geçmeye ve tüketicilerle bir pazar segmenti yerine bireyler olarak iletişim kurmaya yönlendiriyor. Tarih, veri, deneyim ve örnekleri birleştiren Yeni Bukalemunlar şimdi ve gelecekte tüketicilere hitap eden ürün ve hizmetler sunmak isteyen her pazarlamacı (veya okuyucu) için gerçek bir başucu kaynağı.

Hikâye Koleksiyoncusu

170.00
Her insan bir hikâyedir… Ve bazıları, tüm dünyayı değiştirebilir. Janice, herkesin hikâyelerini dinleyen ama kendi hikâyesini kimseyle paylaşmayan bir kadındır. Bir temizlikçi olarak çalışırken girdiği her evde, insanların sırlarını, neşelerini, pişmanlıklarını ve en derin anılarını fark etmeden biriktirir. O, başkalarının anlatmadığı hikâyeleri saklayan, anılarla örülü bir dünyada yaşayan sessiz bir gözlemcidir. Ancak yaşlı ve eksantrik bir kadın olan Bayan B ile yolları kesiştiğinde, Janice’in kendi hikâyesi de değişmeye başlar. Bayan B, ona sadece başkalarının hikâyelerini toplamakla yetinmemesi gerektiğini, kendi hayatını da yaşamayı hak ettiğini hatırlatacaktır. Sally Page’in sıcacık anlatımıyla kaleme aldığı Hikâye Koleksiyoncusu, içinizi ısıtacak, dostluk, kayıplar ve ikinci şanslarla dolu, unutulmaz bir roman. Çünkü bazen en önemli hikâye, yıllarca saklanmış olan kendi hikâyemizdir… British Book Awards’da “En Sürükleyici Kitap” kategorisinde 2023 yılı adayları arasında yer alan Hikâye Koleksiyoncusu, unutamayacağınız hikâyelerden biri olacak.

İlyada

170.00
Dünya üzerinde her toplum zaman içinde kendi tarihini, inançlarını ve değerlerini ele alan sözlü ve yazılı anlatılar yaratmıştır. Bu büyük anlatılar iyi-kötü, doğru-yanlış, cesaret-korku, sevgi-nefret, yaşam-ölüm gibi zıtlıklara dair izler barındırır ve gücünü, kalıcığını bu zıtlıklar arasındaki çekişmelerden alır. Binlerce yıldır okunan, modern edebiyatı derinden etkilemiş destanlar bunların en önemli örnekleridir. Bu dizimizde, çocuk ve gençler için uyarlanmış, çizimlerle zenginleştirilmiş destanları okurlarıyla buluşturuyoruz. İlyada’da Yunanistan’dan gelen Akhalarla bugünkü Çanakkale yakınlarında yaşayan Troyalılar arasındaki Troya Savaşı’nın son iki ayı anlatılır. Bir tercih yüzünden başlayan ve on yıl süren bu savaşa tanrılar da sık sık müdahale eder. Kahramanlık, cesaret, yaşamın değeri, savaşın yıkıcılığı üzerine güçlü izler barındıran bu büyük eser yaklaşık üç bin yıl öncesine ait olmasına rağmen hâlâ tüm dünyada okunmaktadır.

Şu Anda Burada mıyız?

170.00
…Suzan diye ne kaldıysa kendinde serbest bırakıyor, tarihin başka bir cildinde ölmüş sualtı canlıları kadim bir denizin tabanında sıkışarak taşa dönmüş, aralarından aşağı akıyor, çok yavaş ama bilmediği başka bir hızla süzülüyor, milyonlarca yıl önce birbiriyle çarpışmış plakalar okyanusların ve karaların yeni düzenini oluştururken gezegenin dış yüzünden kaçmak isteyenler için böyle çatlaklar bırakmış, o kadar dar ki bu aralıklar, üst dünyanın yavaşça öldüren yapıştırıcılarla kabuğuna eklediği parçalar sığmıyor, onlar geride kalıyor, bu basınç miktarıyla mutlu mikroorganizmalar var etrafında, belki annesi sesleniyor şu anda, Suzan yok, telefonu çalıyor, başvurunuz için çok teşekkürler, başka bir adayla devam etmeye karar verdik, Suzan uzayın diğer ucunda, geçmişi ve geleceği buluşturan bir kavuşma anında, indikçe magmayla aynı kıvama geliyor, Suzan gibi ama değil gibi, yıldızların devrini tamamlayan çemberin, derin zamanın, belki ilk kez dünyanın parçası oluyor Suzan, merkezin kendine has akıntılarına kapılıyor, o ivmeye bırakıyor kendini, dönüyor, kaldırım taşlarının yüzlerce kilometre altında dans ediyor... Bir gece, sekiz kişi, genleşen zamanda derinlere, yabancılaşmanın ve yalnızlaşmanın çekirdeğine doğru bir yolculuk. Etrafında konuşulanlar ve konuşulmayanlarla kendi dilini yaratan bir masa. Her şey fazlasıyla gerçek, kendiliğinden gerçeküstü. Taşlar, sığırcıklar, kırılan CV’ler, içimizdeki fosiller, derimizden geçen nötrinolar, hiç geçmeyen günler; kendini dünyanın tüm haritalarında kaybolmuş hissedenlerin dünden ve yarından koparak âna sıkışan hikâyeleri... Pınar Öğünç ilk romanı Şu Anda Burada mıyız?’da bu çağın insanlarının zihninde, kalbinde, damarlarında dolaşıyor; prekarya kozmosunu kendine özgü bir bakış ve ustalıklı bir üslupla yazıyor.

TOPLUMSAL EKOLOJİNİN FELSEFESİ

170.00
Doğa nedir? İnsanlığın doğadaki yeri nedir? Toplumun doğal dünya ile ilişkisi nedir? Bir ekolojik çöküntü çağında bu soruları yanıtlamak gündelik yaşamlarımız açısından ve bizimle birlikte diğer yaşam biçimlerinin yüz yüze geleceği gelecek açısından büyük önem taşımaktadır. Bunlar metafizik düşünceye ait uzak, hayali bir dünya ile ilişkilendirilmesi gereken soyut felsefi sorular değildir. Bu soruları şiirsel eğretilemelerle veya düşüncesiz, sıradan tepkilerle, rast gele bir tarzda da yanıtlayamayız. Bunları yanıtlarken kullanacağımız tanımlar ve etik standartlar, sonuçta insan toplumunun doğal evrimi yaratıcı şekilde destekleyeceğini mi, yoksa, kendimiz de dahil olmak üzere, bütün kompleks yaşam-biçimleri açısından gezegenimizi yaşanmaz hale mi getireceğine, karar verebilir. Bu kitaba Toplumsal Ekolojinin Felsefesi adını verdim, çünkü diyalektik doğalcılığın toplumsal ekolojinin en temel iletisinin desteklerini oluşturduğuna inanıyorum. Gerçekten de “Ekolojik Açıdan Düşünmek” felsefi ve etik olandan, toplumsal ve vizyoner olana doğrudan bir geçişi oluşturur. Ekolojik sorunlar ve fikirler üzerinde onlarca yıl düşünmek, bana, felsefenin özellikle de bir diyalektik doğalcılığın toplumsal kurama ve ekolojik sorunlara ilişkin anlayış gücümüzü engellemediğini öğretmiştir. Aksine, bizlere bu sorunları tutarlı bir bütün içinde bir araya getirmek için ussal araçlar sağlar ve bu bütünü daha doğurgan ve yenilikçi yönlere doğru genişletmek için bir çerçeve oluşturur.

DÜNYADAN GERİYE KALAN

170.00
“Devrim bir hayaldir” derler. Fakat bugün tamı tamına bir ihtiyaç oldu. Süreyya Su, Dünyadan Geriye Kalan’da, devrimi hayal etmenin, dünyayı değiştirmek için inatla mücadele etmenin ve sebatla çalışmanın gerekliliği üzerine bizi bir kez daha düşünmeye çağırıyor. Çalışma bir anlamda, devrimi hayal etmek için okuru meditasyona çağırıyor. Kitap, öncelikle başka bir dünyayı hayal edebilmek için başka türlü düşünebilmenin gerekli olduğundan hareket ederek kuramsal bir çerçeve çizen yazıları bir araya geliyor. Yazar burada bir anlamda, dünyayı yorumlamak/anlamak ve değiştirmek için gerekli olabilecek alet edevatı kutuya koyuyor. Sonra bu alet edevatla bazı olay ve olguları yorumlamaya ve anlamaya girişiyor. Yazara göre, dünyayı değiştirmek için önce çözümlemek ve yorumlamak gerekir ve böylece dünyada meydana gelen bazı olayları teorik bakışla çözümlüyor ve yorumluyor. Su, çalışmasının devamında da, dünyadan geriye kalanlara; yani krizlere, şiddete, adaletsizliğe, güvencesizliğe, umutsuzluğa, utanmazlığa, çer-çöpe, kötülüğe, ölüme eleştirel teorik bir perspektifle bakıyor. Dünyadan Geriye Kalan, büyüyen çölleşmeye karşı dünyayı değiştirme ve başka bir dünya kurma iradesini, başka dünyaları hayal etme ve tasarlamayı, başka dünyaların olanakları üzerine düşünmeyi koyuyor.

ANARŞİZM VE ARZULARI

170.00
Cindy Milstein’ın çalışması, insanlığın her tür tahakküm ve hiyerarşiden azade bir dünyaya duyduğu dirençli ümidin ifadesi olarak, herhangi bir örgütlenmenin ötesinde var olabilen türde bir anarşizmin açık ve tutkulu bir ifadesi. Kitap aynı zamanda Provo’dan radikal ekolojiye ve Zapatismo’ya anarşizmin kat ettiği pek çok toplumsal ve kültürel hareket için de bir yol haritası ve anarşizmin radikal imgelemi cezp etme konusundaki süregelen becerisine bir tanıklık da sunuyor. En önemlisi de, bu kitabın, devrimi şimdi yaşamaya, anarşizmin hedeflediği gibi gündelik hayatlarımızı eşitlikçi ve müşterek etiğin bir modeli haline getirmek için bir çağrı yapıyor oluşu. __Silvia Federici, Caliban ve Cadı’nın yazarı Pek çok zorluk, karmaşa, çelişki ve ironi ile dolu çılgın dünyamızda tökezlememek hiç de kolay değildir. Eğer yapacağınız tahlilleri sağlam bir yere bağlama arayışındaysanız, bu kitap harikulade bir başlangıç noktası. Cindy Milstein’ın kitabı, üzerinde incelikle düşünülmüş, enerjik ve öngörülü ve size üzerinde kafa yoracağınız tonlarca şey söylüyor. Anarşist siyasetin temel ilkeleri için muhteşem bir başlangıç kitabı. __Matt Hern, Common Ground in a Liquid City kitabının yazarı

Yürümenin Felsefesi

170.00
Yürümenin Felsefesi Frédéric Gros “Yaşamak için ayağa kalkmamışken, yazmak için oturmak nasıl da beyhudedir.”-Henry David Thoreau Nietzsche’nin Kara Orman’da yürürken göz çukurlarına dolan mutluluk gözyaşları, Rimbaud’nun tahta ayağıyla açılacağı çöllere dair kurduğu düş, yasaklı Rousseau’nun Alpler’deki adımları, Thoreau’nun Walden’daki gezintisi, Nerval’in dar sokaklardaki aylaklığı ve daha niceleri... Aylaklar, göçebeler, sürgünler, hacılar, kaçaklar, seyyahlar, münzeviler ve mülteciler yürüyorlar. Peki yürümek sadece evle iş arasında gidip gelmek, bir yerlere yetişmek ve koşuşturmak değil de evrenle özel bir ritim, akort ya da hafifleme içinde buluşmak olabilir mi? Yeryüzüyle hemhal olup kendimizi başkalaşmaya açarak yürüyebilir miyiz? Yürümek iki mesafe arasında gidip gelmek değil yaratıcı bir eylemdir. Hem kendi yalnızlığımıza çekildiğimiz hem de toplum olarak bizi dönüştürecek bir ayağa kalkıştır. İki büklüm vücudun karşısında dikilmeye çalışan, attığı her adımda yeryüzünün gerçek bir parçası olduğunu fark eden Homo Viator’un eylemidir. Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.

Markalar Nasıl Büyür 1

164.00
Pazarlama hakkında her şeyi biliyor olduğumuzu düşünmemize rağmen aslında ne biliyoruz? Akla yakın göründüğü ya da öyle öğretildiği için doğru sandığımız bilgiler, geçerliliğini halen koruyor ya da gerçekten işe yarıyor mu? “Çalışma alanı olarak pazarlama, aslında o kadar yeni ki; hakkında her şeyi bildiğimizi ya da temel prensiplerini tam olarak anladığımızı iddia etmek bile kibirli davranmak olur.” Bu sözler pazarlama dünyasının bilimsel dâhisi ve duayeni Byron Sharp’a ait. Reklamcılık ve pazarlama dünyasının klasikleri arasında kısa sürede yerini alan ve pazarlamacıların vazgeçilmez kitaplarından biri olan “Markalar Nasıl Büyür?” şimdiye kadar öğrendiğimiz her şeyi yeniden sorgulamamızı sağlıyor. Sharp, pazarlamacıların geçmiş dönemle kıyaslandığında daha iyi eğitim aldıklarını kabul ediyor. Ancak bu donanım, özgünlüğümüzü ortaya koyabilmemiz, çemberin dışına çıkmayı başarabilmemiz, kısır döngü zincirini kırabilmemiz için yeterli mi?

Markalar Nasıl Büyür 2

164.00
Pazarlama ve marka yönetimi hakkında senelerdir doğru bilinen basmakalıp bilgilere bilimsel kanıtlar ortaya koyarak meydan okuyan *Markalar Nasıl Büyür?*, kısa sürede en çok satan ve okunan kitaplar arasına girdi. Jenni Romaniuk ve Byron Sharp, ilk kitaplarının devamı niteliğinde olan Markalar Nasıl Büyür 2’de, satın alma davranışlarının ve marka performansının ana temellerini bir bir sıralıyorlar ve geleceğin pazarlama stratejileri hakkında yolumuza şimdiden ışık tutuyorlar. Hizmet, dayanıklı tüketim malları, online alışveriş ve lüks tüketim markalarının nasıl yönetileceğiyle ilgili kanıtlara da değinen Markalar Nasıl Büyür 2, marka yönetimi hakkında sorduğunuz tüm sorulara yanıt bulacağınız bir yol haritası niteliğini taşıyor. Bir markanın *zihinsel bulunurluğu*nun nasıl yaratılacağının ve *ayırıcı değerleri’’nin gücünün ne şekilde analiz edileceğinin mükemmel bir çerçevesini çizen bu kitap, pazarlama verimliliği konusunda doğru rotayı çizmek için eşi bulunmayacak bir kılavuz…

Anti Kanser Yaşam Biçimi

164.00
“Sağlık hizmetleri devrimi, yepyeni ve harika bir kitapla devam ediyor... Bu kitap, erişilebilir, bilime dayalı, değerli bir kaynak.” — Andrew Weil, Tıp Doktoru “Anti Kanser Yaşam Biçimi, milyonlarca insanın kansere yakalanma riskini azaltmak veya kanser teşhisinden sonra sağkalım riskini artırmak için kullanabileceği bilgiyi sağlıyor. Şiddetle tavsiye ederim!” —Dean Ornish, Tıp Doktoru “Mükemmel referanslara sahip yazarların elinden çıkma, hem sağlık profesyonelleri hem de halk için çok değerli bir rehber.” —Deepak Chopra, Tıp Doktoru “Anti Kanser Yaşam Biçimi, kanser riskini azaltacak ve aynı zamanda kanser tedavisi görenlerin yaşam kalitesini artıracak sağlık tutumlarını vurgulayan muhteşem bir kaynak.” —David S. Rosenthal, Tıp Doktoru, Amerikan Kanser Derneğinin eski başkanı “Anti Kanser Yaşam Biçimi, yaşam tarzımızı değiştirmenin kanserden ve diğer büyük hastalıklardan kaynaklanan ölümleri azaltabileceğini söyleyen bilimsel kanıt sunuyor. Bu amacı başarmak ve her gün daha iyi hissetmek için yaşam tarzımızı nasıl değiştireceğimizi gösteriyor. Hayatınızın daha iyiye gitmesi için çalışan deneyimli profesyoneller bu kitapta sağlığınızı geliştirecek reçeteler sunuyor.” —John Mendelsohn, Tıp Doktoru, MD Anderson Kanser Merkezinin Eski Başkanı

Her Şey Sütliman

164.00
Uyumak modern zamanlara ait bir süper güç haline geldi. Hikâyeler ise eski zamanlara ait bir sihir. Uyumakta zorluk çekiyorsanız, gecenin ortasında uyanıp endişeli hissediyorsanız Kathryn Nicolai, Her Şey Sütliman‘da yatmadan önce zihninizi rahatlatmanın sağlıklı bir yolunu sunuyor: uyku hikâyeleri. ABD’de milyonlarca podcast dinleyicisinin epeydir vazgeçilmezi olan bu hikâyeler, küçük ama son derece tatlı ve neşeli rahatlama anlarını keşfediyor ve gözler önüne seriyor. Örneğin sonbaharda yerel elma şarabı fabrikasını ziyaret etmek, kışın arkadaşlarla parkta ağaç aydınlatmasını izlemek, ilkbaharda terk edilmiş bir çiftlikten gizlice leylak çalmak, yazın güverteden ateşböceklerini seyretmek, kitapçıyı gece kapatmak ve sabah fırını açmak gibi. Ayrıca, podcast’lerde daha önce hiç yer almayan on altı yeni hikâyenin yanı sıra tatlı, küçük, huzur ve neşe dolu anları açığa çıkaran ilginç illüstrasyonlar da bulacaksınız. Bir meditasyon ve yoga öğretmeni olarak onlarca yıllık deneyimini kullanan Kathryn Nicolai, sessizce dikkat ve öz şefkat öğreten, yıpranmış sinirleri yatıştıran ve uykuyu beslemek için sağlam alışkanlıklar geliştiren, duyusal deneyim açısından zengin bir dünya yaratıyor.

Sirkadiyen Kod

164.00
Yaşam ritminizi ayarlamak daha sağlıklı, daha mutlu ve daha zayıf olmanızı sağlayabilir mi? Çoğu insan gibi muhtemelen her gün aynı saatte uyanır, acıkır ve uyuyakalırsınız. Jetlag yaşadıysanız veya bütün gece çalışmak zorunda kaldıysanız, her şeyin alt üst olabileceğini bilirsiniz. Ancak bazı insanlar için bu dengesizlik sabittir. Eğer bu insanlardan biriyseniz, sirkadiyen ritimler konusunda önde gelen araştırmacılardan biri olan Dr. Satchin Panda’nın vücut saatinizi sıfırlamak için bir planı var: Günlük programınız sirkadiyen ritimlerinizle senkronize değilse, bunu düzeltebilirsiniz! Sirkadiyen Kod; sirkadiyen saatin neden önemli olduğu, nasıl çalıştığı veya çalışmıyorsa bunu nasıl anlayacağınızı açıklayarak başlar ve bu saati tekrar rayına oturtmak için yapılması gereken yaşam tarzı değişikliklerini anlatır. Kilo kaybını artırmak, uykuyu düzene sokmak, egzersizi optimize etmek ve teknolojiyi vücudunuzun doğal ritmine müdahale etmeyecek şekilde yönetmek için somut bir plan sunar. Dr. Panda’nın yaşamı değiştiren yöntemleri; diyabet, kanser ve bunama gibi rahatsız- lıkların yanı sıra reflü, mide ekşimesi ve huzursuz bağırsak sendromu gibi mikrobiyom koşulları nasıl önleyeceğinizi ve tersine çevireceğinizi de gösterir. Uzun zamandır gözden kaçan fakat her şeyi kontrol eden vücudumuzun ritminin nasıl çalıştığını, organlarımızın işlevlerinin ne kadar birbirine bağlı olduğunu ve iç saatlerimize saygı duymayarak kendimize nasıl zarar verebileceğimizi öğrenin. Vücudumuzun sirkadiyen saatleri ve sağlığımız üzerindeki etkileri hakkında heyecan verici bu yolculukta siz de bize katılın!

Organizasyon Kültürü ve Liderlik

164.00
İyi tahmin yeteneğine sahip olanlar, gelecekte oluşacak değişime en hızlı adapte olacak ve başarıyı yakalayacak olanlardır. “Geleceği Şekillendirmek” kitabı, geçmişi bilerek bugünü anlamada ve bunun sonucunda geleceği planlayarak şekillendirmede rol almak isteyenler için hazırlandı. “Aldığımız kararlar ve gerçekleştirdiğimiz uygulamalar geleceğin belirlenmesine katkıda bulunur.”

PR Teknoloji, Veri ve İçgörüler

164.00
Teknoloji, veri ve içgörüler, halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim işlevini sonsuza dek değiştirdi. Söz konusu değişikliğe uyum sağlayamamak ise yetersizlikten çok bir isteksizlik meselesi haline geldi. Artık teknoloji, veri ve içgörüler daha anlamlı hedefler oluşturulmasına ve performans değerlendirmesinin daha sağlıklı yapılmasına katkı sağlıyor. Bu sayede halkla ilişkiler yatırımının en önemli getirisi olan itibarı zedeleyebilecek risklerin azaltılması ve optimum verimliliğin sağlanması mümkün kılınabiliyor. Kurumsal iletişimi finanse eden ve değerlendiren üst düzey yöneticiler, ölçülebilir ve olumlu bir halkla ilişkiler yatırım getirisi dâhil olmak üzere çok daha fazlasını talep ediyorlar. Liderler, kurumsal iletişim ve halkla ilişkiler uzmanlarının işin temellerini bildiklerinin farkındalar ancak buna ek olarak halkla ilişkiler hedeflerini, çıktılarını ve sonuçlarını “iş dilinde” bağlamsallaştırma becerisi de bekliyorlar. PR Teknoloji, Veri ve İçgörüler, iletişim uzmanlarının hedeflere ve rakiplere karşı zaman içinde iyileştirilmiş bir halkla ilişkiler performansı elde etmesini mümkün kılmak için uygulamaya yönelik en iyi örnekleri paylaşırken, uzmanların amaca yönelik teknolojileri, veri varlıklarını ve eyleme geçirilebilir içgörüleri anlamalarına da yardımcı oluyor. Adobe, Mastercard, Southwest, Ford ve diğer birinci sınıf kuruluşlardan en iyi uygulama örnekleriyle birlikte finansal hizmetler, teknoloji, seyahat, otomotiv gibi çeşitli sektörlerden vaka çalışmalarından yararlanan bu kitap, iletişim profesyonellerine teknolojiyi nasıl optimize edeceklerini, verileri kullanarak kuruluşlarına nasıl liderlik edeceklerini, halkla ilişkiler çıktılarını iş sonuçlarına dönüştürme yeteneğini nasıl ölçeceklerini göstererek yöneticilerin karar alma sürecini güçlendiren içgörüler sunuyor.

Wikipedia’ya İnanmalı mıyız?

164.00
Çevrimiçi etkileşime girdikçe yeni bilgi türleri ve topluluklar yaratıyoruz. Bu topluluklar nasıl oluşuyor? Bilgi kaynağı olarak onlara güvenip güvenemeyeceğimizi nasıl bilebiliriz? Başka bir deyişle, Wikipedia’ya inanmalı mıyız? Bu kitap, topluluğun ve bilginin tanımını, internetin yeni topluluk türlerini nasıl kolaylaştırdığını ve bilginin çevrimiçi işbirliği ve sohbet yoluyla nasıl şekillendiğini araştırıyor. Amy S. Bruckman, kendimizi çevrimiçi ortamda temsil edişimizin etkileşimimizi şekillendirme biçimini, çevrimiçi ortamdaki kötü davranışların sebeplerini ve bu konuda yapılabilecekleri irdeliyor. Ve en önemli soruyu soruyor: İnternet kullanıcıları ve tasarımcıları olarak internetin hepimizin içindeki en iyiyi ortaya çıkarmasını nasıl sağlarız? Wikipedia’ya İnanmalı mıyız? çevrimiçi toplulukları daha iyi anlamak, internette geçirdiği zamanı daha kaliteli ve güvenli hale getirmek, insan-bilgisayar etkileşimi ve sosyal bilişim hakkında fikir edinmek isteyen herkesin okuması gereken kayda değer bir kaynak. “Bu kitap, çevrimiçi hayatın duygusal ve sosyal amaçlarımıza nasıl hizmet edeceğine dair yol gösteren bir rehber niteliğinde.” –Sherry Turkle “Wikipedia’yı güvenli ve verimli bir şekilde kullanmak istiyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.” –Howard Rheingold “Tek kelimeyle harika! Bruckman, çevrimiçi topluluk tasarımı bilimini ifade etmek için sosyolojik ve psikolojik tüm bakış açılarını bir araya getiriyor.” –Keith N. Hamptony

İK Etkisi

164.00
Çalıştığınız şirketteki ortamı tarif edecek olsanız hangi kelimeleri ve nesneleri seçerdiniz? Dinamizmin hâkim olduğu, yeniliğin peşinde, heyecan verici, yani limon kokulu, taptaze, aydınlık ve ferah bir yer mi? Yoksa ataletin hâkim olduğu, giderek eskiyen naftalin kokulu bir yer mi? İK etkisi, bir şirkete adımınızı attığınız anda soluduğunuz havadır, organizasyonel iklimin adresidir. İnsan Kaynakları yeteneğe, organizasyona ve kültüre dair yaklaşımıyla bir şirketi benzerlerinden farklılaştırma gücüne sahiptir. İK Etkisi işe alımdan yetenek yönetimine, kurumsal akademilerden organizasyonel gelişime uzanan pek çok konuda teori ve pratiğin harmanlandığı bir rehber sunuyor. Kitap, iş dünyasında yaşanmış örnekler ile akademik ilkeleri bir araya getirerek insan kaynakları yönetimini hem araştırma sahasına çeviriyor hem de keyifli bir sohbet tadında aktarıyor. Kapsamlı bir kaynakçaya dayanarak hazırlanmış olan çalışmada, alanla ilgili güncel kaynakların kullanılmış olması da dikkat çekiyor. İK Etkisi yöneticiler ve insan kaynakları profesyonelleri için bir başucu kaynağı. “Bahattin Aydın 25 yılı aşkın iş yaşamını görev yaptığı kurumların köklü tecrübesiyle harmanladığı, referans niteliğinde bir kaynak sunuyor. İnsan, kültür ve organizasyon konularına ilgisi olan herkesin istifade edebileceği bu kitap, bildiğimiz tüm ezberlerin bozulduğu bu dönemde liderler için bir yol haritası niteliğinde.” –Mehmet Tütüncü, Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı & CEO

Tıpta ve Sağlıkta Balon Bilgiler

156.00
Birkaç yıl öncesine kadar geleneksel dergi, gazete ve haber başlıkları daha uzun ve daha iyi yaşama ile daha ince, daha genç olma adına bize şunu değil de bunu yapmamızı söylüyordu. Ancak günümüzde internet ortamında tıklanmayı sağlamak için sağlık alanındaki asılsız bilginin dolaşımı ve yayılımı arttı. Sağlık alanında birçok yalan yanlış inanç var. Bu inançlar boş yere oluşmuyor. Arkada çok sayıda varsayım bu inançları şekillendiriyor. Tıpta ve Sağlıkta Balon Bilgiler işte bu varsayımların ne kadarının doğru ne kadarının yanlış olduğuna dair gerçek bilimden yola çıkarak ilgi çekici ve bilgilendirici bir bakış açısı getiriyor. Dr. Nina Shapiro, Tıpta ve Sağlıkta Balon Bilgiler’de yanlışları ve kanıtlarla desteklenen gerçeği birbirinden nasıl ayıracağımızı adeta bir hap şeklinde anlatıyor.

İletişim Kitabı

156.00
Dünya çapında çok satan yazarlar olan Mikael Krogerus ve Roman Tschäppeler, İletişim Kitabı’nda Aristo’nun retorik sanatı hakkındaki düşüncelerinden, Proust Anketine ve Edward L. Bernays’in “Halkla İlişkiler” taktiklerine ve Harvard müzakere yöntemlerine kadar geniş bir yelpazeye yayılan 44 farklı iletişim teorisinin gündelik hayatın her alanında uygulanabilirliğini test ediyor. Krogerus ve Tschäppeler, esasında zor ve karmaşık olan bu teorileri ele alarak, günlük iletişimde uygulanabilecek kolay stratejilere dönüştürüp eğlenceli şemalarla destekliyor. Bu kitapta, daha iyi bir iş toplantısı yapmanın inceliklerinden, kafanızdaki düşünceleri geliştirmeye ya da kaliteli dinleme becerilerinizi artırmanın yollarından, muhabbet etmenin altın kurallarına kadar çeşitli iletişim alanlarından teorik bilgilerin ve iş tavsiyelerinin mizahla birleştirilip pratiğe döküldüğünü göreceksiniz. İş, kişisel iletişim, ilişkiler ve dil gibi konularda öne sürülen fikirlerle yalnızca iletişimde neyi geliştireceğinizi değil, nasıl geliştireceğinizi de öğrenmiş olacaksınız. İster CEO olun ister yolun başındaki acemi veya evdeki ilişkilerini geliştirmek isteyen biri olun; bu zekice görselleştirilmiş ve yoğunlaştırılmış rehber, iletişim becerilerinizi geliştirmenize ve hayatta anlamlı bağlantılar kurmanıza yardım edecek. Okurken attığınız kahkahalar da cabası.

Dünyanın En Mutlu Çocukları

156.00
Hollandalı çocuklar çoğunlukla hallerinden memnun görünür. Uyku problemleri neredeyse yok gibidir. Anne-babalar çocuklarının dışarıda tek başlarına oynamalarına izin verir, okula onları bisikletle gönderecek kadar güvenirler çocuklarına Hollanda’daki okullarda 10 yaş altındaki çocuklara ev ödevi verilmez. Hollandalı ergenler asla isyankâr değildir. Çocukların esenliği üzerine yakın tarihli bir UNICEF araştırmasına göre Hollandalı çocuklar genel mutlulukta birinci sıradalar. Peki dünyanın en mutlu çocuklarını yetiştirmenin sırrı ne? Hollandalılarla evli, çocuklarını Hollanda’da büyütmekte olan Rina Mae Acosta ile Michele Hutchinson, Hollandalıların halinden memnun, uyumlu, sağlıklı bebekler, çocuklar ve ergenler yetiştirmesine olanak veren eşsiz ortamı incelemişler ve bunun sonucunda da elinizde tuttuğunuz Dünyanın En Mutlu Çocukları kitabı ortaya çıkmış. Çocuklarınızın mutluluğunu garantilemek için Hollandalı ebeveynlerden neler öğrenebileceğinizi görmek isterseniz bu kitabı kaçırmayın.

Doğru Çeviklik Kılavuzu

156.00
“Şirketiniz çevik olma yolculuğunda nerede olursa olsun, Doğru Çeviklik Kılavuzu üst yönetim ekipleri için faydalı bir rehber olarak hizmet ediyor.” – Ritch Allison, Genel Müdür, Domino’s Pizza “Dönüştürücü değişime öncülük etmekten sorumlu iş liderleri Doğru Çeviklik Kılavuzu’ndan büyük ölçüde yararlanacaklar.” – Paul Sanford, Kıdemli Başkan Yardımcısı, Teslimat Çözümleri, Cigna Bu kitabı yazmaya başladığımızda okuyucuların neyi farklı yapmalarını istediğimizi sorduk kendimize. Çözmeye çalıştığımız müşteri sorunu neydi? Nihayetinde, çeviklikle ilgili olarak halka açık sayısız kitap, makale ve blog mevcut. Dünyanın neden bir diğerine ihtiyacı olsun ki? Cevap çok basitti. Çeviklik konseptinin sinir bozucu bir hevesten daha değerli ve pratik bir araç olmasını gerçekten istiyoruz. Çevik zihniyetlerin ve yöntemlerin, bir organizasyondaki insanları çok daha mutlu ve başarılı kılabileceğine inanıyoruz. Okuyucuların, beş ila on yıl arasındaki kendi çeviklik geçişlerine baktıklarında, hayal kırıklığı ve pişmanlık yerine gurur ve tatmin duygularını hissetmelerini diliyoruz. Endişemiz, çevikliğin modaya uygun şekilde kötüye kullanımının tüm fikri berbat etmesi. Eğer fanatikler bir tür dengesizliği tam tersi yönde düzeltmeye çalışırlarsa –ya da otoriterler bunu insanları emirlere eskisinden daha hızlı bir şekilde itaat etmeye zorlamak için başka bir uyarı olarak kullanırlarsa– çeviklik çok yakında yönetim manyaklarının kalite süreçlerine ve iş süreçlerini yeniden tasarlama faaliyetlerine dahil olacak…

Sosyal Bilimlerde SPSS’le Veri Analizi

156.00
“Sosyal Bilimlerde SPSS’le Veri Analizi” kitabı, istatistik ile dostluk kurma ve sürdürme noktasında hem araştırmacılara hem de bu alanda eğitim gören öğrencilere fayda sağlamak amacıyla hazırlanmıştır Pratik bilgiler sunmayı hedefleyen kitap toplamda 8 bölümden oluşmaktadır. Araştırma alanında yaygın olarak kullanılan “SPSS Program Menüleri”, “Verilerin Analize Hazırlanması Süreci”, “Veri Yapısının Tanımlanması”, “Faktör Analizi ve Güvenilirlik Analizi”, “Fark Testleri”, “Korelasyon ve Regresyon Analizleri”, “Parametrik Olmayan İstatistiksel Testler” ve “İstatistiksel Bulguların Raporlaştırılması” konuları yer almaktadır. Kitap, her bir konu için birden fazla örneklerle zenginleştirilmiştir.

Kanca

155.00
Özel hayatımdaki iniş çıkışlar, ailemdeki kayıplar, mali sorunlarım, doktora çalışmam, ülkenin yaşadığı çalkantılar, yazdıklarım, konuşmalarım... Yıllardır hiçbiri hayatımı kesintiye uğratmamıştı. İlk kez ölümü, belirsiz bir gelecekteki kendi ölümümü, bir ölümlü olduğumu da fark etmiştim. Eylemlerimizle olduğu kadar, bildiklerimizle de dünya üzerindeki yerimiz genişler. Ben şu anda hislerimle yaşıyor, bildiklerim arasında bağlantı kurup tutarlı bir bütün elde edemiyor, başkalarının, en temelde de bir ölünün yönlendirmeleriyle hareket ediyor, dünyada kapladığım yerin küçüldüğünü hayal ediyordum. Siyasi istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin toplumun zeminini sarstığı, yeni bir medya ve magazin çağının filizlendiği çalkantılı 1990’lar Türkiye’sinde, yankılarını İstanbul’da, Kadıköy- Beşiktaş-Beyoğlu ekseninde bulan bir garip intihar vakası… Mehmet’in hayatı, pek iyi tanımasa da evini açmaktan çekinmediği Hasan’ın kendini öldürmesiyle rayından çıkar. Mehmet evinde sıradan bir sabaha uyandığını zannederken Hasan’ın cansız bedeniyle burun buruna geldikten sonra, sanki içgüdüsel bir merakla tüm enerjisini ve vaktini hem bu intiharın nedenlerini hem de kendisiyle nasıl bir ilgisi olduğunu anlamaya vakfeder. Hasan’ın niçin kendini onun evinde öldürmeyi seçtiğine anlam veremeyen Mehmet, ortak gençlik arkadaşlarının yardımıyla, kafasını kurcalayan ve hayatını çıkmaza sokan soruların yanıtlarının peşine düşer. Türker Armaner’in yapmacıklıktan uzak, samimi dili ve yalın üslubuyla Kanca, okurunu sırlar ve kuşkularla dolu bir hikâyeye sürüklüyor.

Nesnelerin Tükenen Hayatı

155.00
Ayak uzun süre yürürse, giydiği ayakkabıyı deforme eder, bir kalıp gibi şeklini kendine uydurur; bazen de ayakkabı ayağı vurur, su toplamasına, hatta nasır tutmasına neden olur. Wolfgang Schivelbusch insanla eşya arasındaki ilişkiyi hem böyle her gün deneyimleyebileceğimiz örnekler hem de felsefenin derinlikli kuramları yardımıyla, tüm yönleriyle ele alıyor. Yaratma, üretim, kullanım, tüketim ve yok etme döngüsü üzerinden, insanın nesnelerle kurduğu bağı inceliyor. Schivelbusch, Nesnelerin Tükenen Hayatı’nda insanla eşya arasındaki bu karşılıklı ilişkiyi düşün ve bilim tarihi boyunca izleyerek uygarlığımızın ve modern ekonomilerin kökenine dair çarpıcı görüler sunuyor. Kapsamlı tarihsel analizleriyle okurunu, gündelik hayatımızın eşyalarına yeni bir gözle bakmaya davet ediyor. “Schivelbusch, derinlikli ve bir o kadar da parlak bir üslupla yazıyor; birbiriyle ilgisiz gibi görülen alanları düşünce yapısının çatısı altında öyle zarif bir şekilde bir araya getiriyor ki bu büyük çabasını hissetmiyorsunuz bile... Yaşadığımız toplumu anlamak isteyenler için adeta bir rehber niteliğinde.” Hannes Hintermeier, Frankfurter Allgemeine Zeitung

Yumuşaklığın Gücü

155.00
“Yumuşaklık bir muamma… Karşılamak ile vermekten müteşekkil bir ikili harekete eklenmiş, ölümle doğumun imzaladığı geçişlerin eşiğinde beliriyor. Kendi yoğunluk derecelerini taşıdığı, sembolik bir kuvvet olduğu ve şeyler ile varlıklar üzerinde dönüştürücü bir kabiliyeti bulunduğu için de bir güç. […] Bana içini dökenleri dinlerken, her kişisel deneyimde yumuşaklığı duydum. Onun direniş kuvvetini ve ele gelmez sihrini ‘aktarım' dediğimiz gizemde hissettim. Dünyayla ilişkisine bakınca gördüm ki yumuşaklık ilk olarak yaşamı taşıyan, kurtaran ve geliştiren bir zekâ...” “Bir felsefe kitabının konu ettiği meselenin tavrını takındığı çok nadiren görülür: Maddeyi ele alırken töze, yüzeyi ele alırken geometriye dönüşmesi, hatta zamana seslenirken sabırsızlanması gibi. Yumuşaklığın Gücü yumuşak bir kitap olmak gibi inanılmaz bir hünere sahip. Yumuşaklık ‘hakkında’ yumuşaklığın kendisi ‘tarafından’ yazılmış bir kitap. […] Yumuşaklığın Gücü bizi eğiten, yatıştıran, rahatsız eden, ama hepsinden önce bize bir şekilde daima, her an dokunan önemli bir metindir. Bu sayede okur, kırılganlığa adanmış bu kitaptan -şüpheye yer bırakmayacak şekilde- güçlenerek çıkar.” Catherine MALABOU

Yürümek, Adım Adım

155.00
“Kısa yürüyüşler de yaptım, uzun yürüyüşler de. Şehirden şehre de yürüdüm, köyden köye de. Gün boyunca da yürüdüm, gece boyunca da. Sevgililerimden uzaklaştığım yürüyüşler de yaptım, dostlarıma yaklaştığım yürüyüşler de. Ormanların derinlerinde, yüce dağlarda, karla kaplı engin düzlüklerde, şehirlerin yaban bölgelerinde yürüdüm.İçim sıkkınken de yürüdüm, sevinçten havalara uçarken de. Dertlerimden kaçmak için yürüdüğüm de oldu. Acı çekerken de yürüdüm, mutluyken de. Nerede olursam olayım, neden olursa olsun hep yürüdüm. Dünyanın sonuna kadar yürüdüm – gerçekten. Bütün yürüyüşlerim birbirinden farklı olsa da dönüp baktığımda hepsinin ortak bir paydada buluştuğunu görüyorum: iç sessizlik. Yürümek ve sessizlik birbirini tamamlar.” “Üç Kutba” da (Kuzey Kutbu, Güney Kutbu ve Everest Zirvesi) yürüyerek ulaşan ilk kâşif olan Erling Kagge için yürümek onu büyüleyen sorulara açılan bir kapı, belki zaman zaman gözardı etmek istediği dertlerinden uzaklaşma fırsatı, yaratıcılığını açığa çıkarmak için fiziksel bir anahtar, hatta kendini düşüncelerin dile gelmeyen akışına bırakabilmek için kullandığı korunaklı bir alan. Niçin yürüyoruz? Hızlı mı yavaş mı yürüyoruz? Nereden nereye yürüyoruz? Belirli bir hedefimiz mi var yoksa sadece yürümek için mi yürüyoruz? Kagge bunlar gibi birçok sorunun yanıtını okurlarıyla birlikte çıktığı edebi bir yürüyüşte arıyor. “Son derece akıcı ve güzel bir metin, tavsiyeleri kadar bilge ve rahatlatıcı… bir yandan iyi bir yürüyüş rehberiyken bir yandan da uzun uzadıya düşündüren bir yol arkadaşı…” New York Journal of Book

Hattie Harmony – Endişe Dedektifi

150.00
ENDİŞE, ENDİŞE GİT GERİYE! SANA VAKTİM YOK BÖYLE BİR GÜNDE! 4-8 yaş çocukların kaygılarını yenmelerine, kendilerini ifade etmelerine ve mutlu bir yaşamın kapılarını aralamalarına yardımcı olacak bu sıcacık kitap serisi artık bizimle! Üstelik bu ilham verici hikâye, Marvel Sinematik Evreni’nin sevilen yıldızı Elizabeth Olsen ve başarılı müzisyen Robbie Arnett’in kaleminden çıktı! Hattie Harmony, çocuklara cesaret, dostluk ve özgüven gibi hayatta en değerli olan kavramları öğretiyor. Ebeveynler ve öğretmenler, bu kitaplar çocuklarınıza hem rehberlik edecek hem de onları eğlendirerek düşündürecek. Hattie Harmony ile tanışmaya hazır olun!

Pizza ve Oskar

150.00
Neşeli ve biraz da tombik Pizza bir gün, hayvanat bahçesini ziyaret eden insanları izleyerek konuşmayı öğrenen Oskar adında küçük bir fille tanışır. Oskar hayvanat bahçesinin, Pizza ise sürekli televizyon izleyen ailesinin sıkıcılığından dert yanarken, aniden Oskar’ın anavatanı Afrika’ya gitmek istemesiyle her ikisinin de hayatına renk katacak, eğlence ve macera dolu güzel arkadaşlıkları başlar. Achim Bröger’in otuz yıldır yayımlanmaya devam eden ve artık bir çocuk klasiği olarak kabul edilen Pizza ve Oskar’ı, karşılaştıkları tüm sorunları birlikte çözmeyi başarabilen iki cesur arkadaşın heyecan dolu serüvenlerine hepinizi davet ediyor! Üç macera tek kitapta! Pizza ve Oskar Afrika’yı Arıyor Pizza ve Oskar Macera Peşinde Pizza ve Oskar Okul Yolunda

Yağcılıkta 52 Yıl

147.00
Metin Yurdagül, Henkel Turyağ’da yirmi beş yılı aşkın süreyle çeşitli görevlerde bulunduktan sonra, 1992’de Ülker Grubu’na katılarak Besler Yağ ve Margarin Fabrikasını kurdu. Besler Genel Müdürlüğünü takiben Ülker Grubu’nun çeşitli şirketlerinde genel müdürlük, icra kurulu üyeliği, gıda grubu başkanlığı ve yedi yıl süreyle de Grup sözcülüğü görevlerinde bulundu. Halen, gıda sektörünün güçlü derneklerinden Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği'nin Başkanı olarak gıda endüstrisinde bilgi kirliliği ile mücadelede aktif rol alan Metin Yurdagül, Yağcılıkta 52 Yıl kitabında yöneticiliğin, pazarlamanın, iletişimin, mutlu bir aileye sahip olmanın ve insan ilişkilerinin inceliklerini anlatıyor. Metin Yurdagül’ün her biri aslında ayrı uzmanlık isteyen alanlarda başarı sağlamasının nedeni, bence kendisini sürekli gelişmeye, değişmeye, öğrenmeye ve çalışmaya adamasıdır -ki bu az bulunan bir niteliktir-. Bu nedenle ifade etmek isterim ki, kendisi yöneticilik hayatımda çalıştığım en iyi profesyonellerden biri oldu. - Murat Ülker / Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı

Güzellik Diyeti

147.00
Başarısı uluslararası alanda kanıtlanmış ve Amerika’nın önde gelen beslenme uzmanlarından biri olan David Wolfe, kalıcı bir güzelliğe sahip olmanıza yarayan beş faktörü bu kitapta topluyor. Dış görünüşümüz; hayat seçimlerimizi, zihinsel durumumuzu ve potansiyelimizi yansıtan bir aynadır. Güzelliği içten dışa yaratmak, deneyimlemek ve beslemek yerine güzel olmayı arzulamamız, kadınları günde ortalama 168 farklı kimyasala maruz bırakan 160 milyar dolarlık bir güzellik ve kozmetik endüstrisi yarattı. Bu toksin akını vücutlarımızı kirletip cildimizi mahvediyor, enerjimizi ve canlılığımızı yok ediyor. Doğal güzelliğe giden yol basittir. Güzellik ve beslenme uzmanı David Wolfe yıllar süren araştırmalarının ardından size daha sağlıklı bir bünye, daha ışıltılı bir cilt ve içten dışa bol bol canlılık kazandıracak bilimsel temelli beş güzellik faktörünü açıklıyor. Bu kitapta güzellik için beslenmeyi, vücudunuzu toksinlerden arındırmayı, hücrelerinizi beslemeyi, hormonlarınızı dengelemeyi ve stresi yenmeyi öğreneceksiniz. 60’tan fazla basit, sağlıklı, leziz yemek tarifi ve Bir Haftalık Hızlandırıcı Başlangıç Programıyla kriyoterapi, aktif karbon ve probiyotikler gibi doğal kaynakların kullanımına dair zekice tavsiyeler ve daha fazlasıyla Güzellik Diyeti; içten dışa doğal, ışıltılı bir güzelliğe giden en sağlıklı yola dair eksiksiz bir rehber niteliğinde.

Dünyayı Değiştiren Sıra Dışı Müslümanlar

147.00
Evrim fikrini ilk ortaya atan kişiyi bildiğinizden emin misiniz? Dünyanın en eski üniversitesini kimin kurduğunu hiç merak ettiniz mi? Joan of Arc dışında kadın bir komutanın varlığından haberdar mısınız? Bu sorulara doğru cevapları verebilmek için göz alıcı illüstrasyonlarla süslenmiş bu harika kitabı bir an önce okuyup, unutulmaz Müslüman kahramanların hikâyelerini keşfetmelisiniz!

Hayvanlar Üzerine

147.00
New York Times çok satanlar listesine giren ve Türkiye’de çok satan Kütüphanelerin Bilinmeyen Dünyası’nın yazarı Susan Orlean’ın bu kitabında kolektif varlığımıza anlam katan ve onu zenginleştiren türler arasındaki bağlantıları keşfedeceksiniz. Hayvanlarla nasıl etkileşime girdiğimiz meselesi, çağlar boyunca filozofların, şairlerin ve doğa bilimcilerinin zihnini kurcaladı. Susan Orlean ise altı yaşındayken bir güvercinle ilgili yazıp resimlediği kitaptan beri hayvanların bizimle nasıl yaşadığına ve bize nasıl uyum sağladığına dair her türlü hikâyenin büyüsüne kapıldı. Maceralarını kariyeri boyunca denemeler yazarak sorgulayan Orlean’ın bu kitabında neler yok ki? New Jersey’de bahçesinde yirmi üç evcil kaplan besleyen bir kadın, İzlanda’nın buzla kaplı sahillerinde serbest kalmamak için direnen bir balina, Fas’taki çalışkan eşekler, gösteri köpeği Biff’in yoğun programı, tavukların popülerliği, kuşların yol bulmadaki ustalıkları, Afganistan’da savaşın ağır şartlarını yüklenen katırlar, Küba’da değer kazanan öküzler… Her bir hikâyeyi okurken hem şaşıracak hem de gezegenimizdeki komşularımıza bir adım daha yaklaşacaksınız.

Postmodern Siyaset Pazarlaması

147.00
Kökleri iki yüz yıllık Osmanlı-Türk modernleşme sürecinin başlangıcına dayanan ve siyaset geleneğinde bulunan devamlılık ve kopukluk, günümüzde yeni renkler, biçimler ve tarzlarla ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz tarihsel dönemin tüm etkileri ülkemizde de kendini her alanda hissettiriyor. Postmodern siyaset ve pazarlamayı geniş bir yelpaze içinde ele alıp yorumlama ve anlamlandırma ihtiyacı duyuluyor. Çelişkiler, iniş ve çıkışlar, zıtlıklar, akışkanlıklar, belirsizlik ve bilinmezlikler taşıyan yeni tarz siyaset pazarlamasının günümüzdeki görünümü nedir? Bugün çok daha bulanık ve puslu günlerin yaşandığı, eski gerçeklerin dağıldığı, tüm yaşananların hayal mi, gerçek mi yoksa her ikisi de mi olduğunun yanıtının verilemediği bir ortamda, bu manzaradan çıkarılabilecek siyaset ve pazarlama uygulamaları şüphesiz ki kendini gösteriyor. Postmodern perspektiften bakınca, siyaset alanının ve pazarlamanın bir arada nasıl göründüğü ve bunların ne tür bir yol haritası çıkaracağı sorularına verilecek cevaplar, siyasetçiler dahil olmak üzere tüm paydaşlar ve seçmenler için önem kazanıyor. Önümüzdeki seçimde, hem siyaset hem de siyaset pazarlaması açısından ne gibi oluşumlar ve değişimler etki alanı yaratacak? Hangi ayaklara yaslanarak siyasal pazarlama süreci yönetilecek? Postmodern Siyaset Pazarlaması, bahsi geçen konular ve sorular özelinde eleştirel tartışmaya bir zemin hazırlayarak, okuyucuyu siyaset ve pazarlama ekseninde yeni kavrayışlar ve uygulamalarla tanıştırıyor.

Utanç Gerekli mi?

147.00
Değişim utançla sağlanabilir mi? Bu kitap, doğru şekilde ve doğru zamanda uygulandığında utancın gezegenimizi ve nihayetinde kendimizi başarısızlığa uğratmamızı nasıl engelleyebileceğine dair tamamen yeni bir anlayışı aktarıyor… Jennifer Jacquet bu kışkırtıcı kitabında yunusları kurtarmak, işçi sömürüsünü durdurmak, insanları oy kullanmaya teşvik etmek ve değiştirilmek istenen pek çok davranış için utancın nasıl kullanılabileceğini gösteriyor. Bu eski aracın son derece etkili kullanımıyla ilgili 7 maddelik de bir kılavuz sunuyor. Utanç elbette karmaşık bir konu ve suçlulukla yakından ilişkili ancak Jacquet bu duygunun tüm yönlerini ustalıkla araştırıyor, örneklerle gözler önüne seriyor ve utancın birçok kültürde yüzyıllar boyunca nasıl kullanıldığını, kullanımının zaman içinde nasıl değiştiğini göstermek için tarihe ve sosyal bilimlere atıfta bulunuyor. Yine de bu kitabın en önemli yönü utandırmanın geçmişi hakkında gözler önüne serilenlerden ziyade utandırmanın geleceği, yani internet üzerinden utandırmanın potansiyel gücü. Bu kitapta da savunulan şey, daha iyi bir dünya için utancın yeniden rehabilite edilmesi. Utanç Gerekli mi? arzu edilen davranışı teşvik etmek ve sosyal normları uygulamak isteyen her birey veya insan grubuna hitap eden, hem düşündürücü hem de eğlendirici bir kılavuz.

Hibrit İnsanlar

147.00
Afganistan’da el yapımı bir patlayıcı nedeniyle bacaklarını kaybetmesiyle hayatı bir anda değişen Harry Parker, rehabilitasyon sırasında insanların bu durumun üstesinden nasıl geldiklerini görüp kendi kendine şu soruyu sordu: Tüm insanlar hibritleşiyor mu? Parker Hibrit İnsanlar’da edindiği yeni kimliğinden ve fiziksel engeliyle nasıl mücadele ettiğinden bahsederken okuru bir bedenin sahip olabileceği en güçlü ve özgürleştirici buluşlarla, en yeni robotlarla ve teknolojilerle tanıştırıyor. Teknolojinin, insan olmanın ne anlama geldiğine dair anlayışınızı nasıl değiştireceğine inanamayacaksınız! “Bilimsel icatlarla ilgili olsa da aslında kitabın odak noktası insan kalbi ve zihni.” –Observer “Hibrit İnsanlar yeni bir dünyaya dair büyüleyici bir seyahat rehberi.” –Gavin Francis “Mütevazı bir üslupla kaleme alınmış. Geçmişe özlem duymadan geleceğe bakmanın yolunu okura gösteriyor.” –Jeanette Winterson

Beterotu

145.00
Gündelik hayatın çatlaklarından sızan, kırılgan hayatların hikâyeleri. Plaza işçileri, çevrimiçi âşıklar, çalışırken ölüp betona gömülenler, yerinden yurdundan edilenler, yedi göbekten şehirliler… Pınar Öğünç insan hikâyelerinin en saydam noktalarına incelikli ama derinlemesine bir bakış atıyor. Yazarın güçlü öykücülüğü, karakterlerini okurun hayatında da görünür kılıyor. Beterotu okuruna hem bugünle ve kendiyle yüzleşme imkânı veriyor hem de yalnız olmadığını hatırlatıyor. Pınar Öğünç’ün gazeteciliğinden ve kişiliğinden bildiğimiz incelik ve hakikilik, öyküleri de sımsıkı kuşatan bir incelik ve hakikilik. En başta bu söylenmeli. Beterotu’nu okurken yazarın kendine ve hayata dönük dürüstlüğünün müthiş bir gözlem gücüyle birleştiğini ya da bu olağanüstü gözlem yetisinin zaten o dürüstlükten beslendiğini seziyorsunuz. Beterotu neoliberal politikaların metropol keşmekeşiyle el ele yol açtığı “sıkışmanın” farklı görünümlerini ve farklı kuşaklardan kadınların ya da erkeklerin hayatlarındaki tezahürlerini, kısacık zaman aralıklarına yerleşerek ustalıkla hikâye ediyor. —Sevilay Çelenk Bu küçük kitapta yeni hayatımızın farklı sektörlerine bakmış gibidir yazar, kendi kişisel duygularını ve yandaşlıklarını bize dayatmaya (bir “kanıt” olarak seferber etmeye) kalkışmadan. Ya da olabildiğince geride durarak. İnsanın “içini ısıtan” öyküler değil bunlar, ama artık kim tam “Sait Faik” gibi yazma gücünü kendinde buluyor ki. Öğünç içinde bulunduğumuz hayata bakıyor ve orada genellikle balçık görüyor, ancak “faziletsiz mağduriyet” gibi bir deyimle tanımlanabilecek bir toplumsal manzara. Herhangi bir kurtarıcı bakışa cevap vermeyen kaskatı sefillik. —Orhan Koçak

Sherlock Holmes Baskerville Tazısı

140.00
Sislerle kaplı bataklıklar, kulaklarda yankılanan uğursuz bir uluma, lanetle anılan bir aile… Baskerville’lerin karanlık mirası, genç Sir Henry Devonshire’a adım attığında yeniden canlanır. Geçmişin gölgeleriyle kuşatılmış bu topraklarda, her adım yeni bir tehlikeyi çağırır. Dünyanın en zeki dedektifi Sherlock Holmes ve sadık arkadaşı Dr. Watson, bu uğursuz sırrı çözmek için sahneye çıkar. Ama onları bekleyen şey, bir efsanenin ötesinde midir? Yoksa en ürkütücü canavar, insanın içindeki kötülük müdür? Gizem, korku ve zekânın düellosu… Sherlock Holmes’un en unutulmaz macerası Baskerville Tazısı, sizi gotik bir atmosferde soluksuz bırakacak!