İlginizi çekebilir…
Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları
Dünyanın yalnızca kötülükle değil direniş ve adalet umuduyla da dolu olduğunu okurlara anlatan “Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları” kitabı 21 Mart 2022 tarihinde raflarda yerini aldı.
Büyük Britanya’nın Kenya’da yaptıkları, ABD’nin Vietnam’da yaptıkları, Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları ve daha birçok insanlık suçu… İnsan haklarının en önemli savunucularından biri olan dünyaca ünlü Avukat Wolfgang Kaleck; adaletin, yasaların ve insan haklarının her zaman ve herkes için geçerli olması için mücadele ediyor.
Öykülerle Değerler Eğitimi (Çalışma Soruları İlaveli)
Okumanın Sihirli Dünyasına İlk Adım!
Prof. Dr. Ali Atıf Bir’den 1. Sınıf Öğrencilerine Özel 10 Kitaplık Değerler Eğitimi Serisi
Çocuklar hayatı oyunla, sevgiyle ve hikâyelerle öğrenir…
Prof. Dr. Ali Atıf Bir’in uzmanlığıyla, titizlikle hazırlanan Öykülerle Değerler Eğitimi Serisi, okumayı yeni öğrenen 1. sınıf öğrencileri için sadece bir okuma seti değil; aynı zamanda karakter gelişimini destekleyen anlamlı bir yolculuk sunuyor.
Bu 10 kitaplık özel seri;
✅ Kısa, akıcı ve kolay okunabilir metinleriyle çocukların okuma sürecine güvenle adım atmasını sağlarken,
✅ Eğlenceli ve renkli öyküleriyle dikkatlerini çeker,
✅ Temel insani değerleri (sevgi, dürüstlük, sorumluluk, paylaşma, sabır, saygı vb.) işleyerek hayat boyu unutulmayacak kazanımlar sunar.
Her kitap, çocukların hem zihinsel hem duygusal gelişimini desteklemek üzere kurgulanmış, pedagojik kriterlere uygun olarak kaleme alınmıştır. Bu sayede çocuklar yalnızca okuma becerisi kazanmakla kalmaz, aynı zamanda iyi bir birey olma yolunda ilk tohumları da atmış olur.
🎨 Renkli çizimler,
📖 Sade ve anlaşılır dil,
🧠 Değer odaklı içerikler ile bu seri, minik okurlar için hem öğretici hem de keyifli bir başlangıç niteliği taşır.
Okumayı sevdiren, değerleri kazandıran, minik kalplere dokunan öyküler…
Öykülerle Değerler Eğitimi Serisi ile çocuğunuzun hayatında kalıcı bir iz bırakın. Çünkü iyi alışkanlıklar, küçük yaşlarda başlar. Ve her kitap, daha iyi bir geleceğe atılmış bir adımdır.
Bel Canto
Bir Latin Amerika ülkesinde, seçkin bir kalabalık, Japon bir iş adamının doğum günü için büyükelçilikte toplanır. Geceyi unutulmaz kılansa, dünyaca ünlü soprano Roxane Coss’un sahne almasıdır.
Ama o gece, sadece bir konser gecesi değildir. Ellerinde silahlarla gelen bir grup gerilla, başkanı kaçırmak için büyükelçiliğe baskın düzenler. Fakat başkan orada değildir. Plan bozulur. Tüm davetliler rehin alınır. Ve zaman durur.
Rehineler ve gerillalar aynı çatı altında yaşamaya başlar. Günler geçtikçe çatışmalar, ortak bir dile –müziğe, aşka, dostluğa– evrilir. Operanın büyüsü, savaşın gürültüsünden daha güçlü çıkar. Ancak her melodinin bir son notası, her aşkın bir kaderi vardır...
Bel Canto, PEN/Faulkner Ödüllü Ann Patchett’ten, insan ruhunun en beklenmedik anlarda nasıl yeniden şekillendiğini anlatan unutulmaz bir roman. İçeride hapsedilenler kadar, duygular da özgürlüğünü arıyor.
Dünyayı Değiştiren Sıra Dışı Müslümanlar
Evrim fikrini ilk ortaya atan kişiyi bildiğinizden emin misiniz?
Dünyanın en eski üniversitesini kimin kurduğunu hiç merak ettiniz mi?
Joan of Arc dışında kadın bir komutanın varlığından haberdar mısınız?
Bu sorulara doğru cevapları verebilmek için göz alıcı illüstrasyonlarla süslenmiş bu harika kitabı bir an önce okuyup, unutulmaz Müslüman kahramanların hikâyelerini keşfetmelisiniz!
Kan Portakalı
Bir portakal gibi kesilen hayatlar... İçindeki kan kırmızısı sırlar ortaya dökülüyor. Alison Wood, Londra’nın parlak yıldızı olan bir avukattır. Ancak dışarıdan mükemmel görünen hayatının ardında tehlikeli bir sır saklar: alkol bağımlılığı, yasak bir ilişki ve parçalanan bir evlilik...
İlk cinayet davası, onun için yalnızca bir kariyer fırsatı değil, aynı zamanda kendi karanlığıyla yüzleşmenin başlangıcıdır. Madeleine Smith, kocasını öldürmekle suçlanmaktadır. Ancak bu davayı araştırdıkça Madeleine’in sessiz çığlığı Alison’un kendi hayatındaki yalanları yankılar. Gerçek katil kim? Bazen cevap, mahkeme salonundan çok daha yakınınızdadır...
Kan Portakalı, Harriet Tyce’ın soluksuz okunan, psikolojik gerilimin sınırlarını zorlayan bir başyapıtı. Her aklın bir karanlığı, her kalbin bir sırrı vardır. Ve bazen en keskin gerçek, en yakınımızdan çıkar.
Reklam Teorileri 2
Reklam nasıl çalışır?
Daha da önemlisi reklamda fark nasıl yaratılır?
Bu iki soruya neredeyse yüz yıldır reklam ve ilgili dallardaki bilim insanları cevap arıyorlar. Reklam Teorileri 1 ve Reklam Teorileri 2 bu iki soruya cevap arayan, psikoloji, sosyoloji veya pazarlama gibi farklı disiplinlerden gelen öncü teori, kavramsal çerçeve ve yapıların özetini yaparak, onların kapsayıcı bir ortak sesi olan kitaplardır.
Postmodern Pazarlama Yorumları
Pazarlama üzerine yapmış olduğu çok sayıda araştırmayla ülkemizde bu sektöre yön veren önemli akademisyenlerden biri olan Prof. Dr. Yavuz Odabaşı, daha önce Postmodern Pazarlamayı Anlamak kitabında derlenen ve oldukça ilgi gören yazılarına Postmodern Pazarlama Yorumları ile devam ediyor. Çeşitli ulusal gazete ve dergilerde yayımlanmış yazılarından oluşan bu seçkide de yazar, günümüzün en yeni pazarlama yöntemlerine odaklanıyor.
Toplumlar sürekli bir değişim halindeyken ve her yeni çağın kendi değerleri ve ruhu oluşurken,
pazarlamanın bu değişimin dışında kalması düşünülemez. “Postmodern” olarak tanımlanan çağımızda teknolojinin içine doğmuş bir kuşak (Z kuşağı) hâkim hale gelirken, pazarlama sektörü bu kuşağı yakalamak için neler yapıyor? Küreselleşmenin, dijitalleşmenin, çevre bilincininin ve bilinçli farkındalığın önde gelen değerler olduğu postmodern dünyamızda tüketicinin taleplerine nasıl karşılık veriliyor? Peki, tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi pazarlama dünyasını nasıl şekillendirdi ve değiştirdi?
Bu ve bunun gibi pek çok önemli sorunun cevabının arandığı Postmodern Pazarlama Yorumları, pazarlama, ekonomi ve iletişim alanlarına ilgi duyan okuyucuların merakla ve zevkle okuyacağı bir kitap.
Mutluluk Paradoksu
Mutlu bir yaşam hayali, Platon’dan beri düşünürleri meşgul etmiştir ve modern zamanlarda bu konu, çağımızın en önemli konularından biri haline gelmiştir. Terapistlerin ve guruların yükselişi, mutluluk arayışının kültürümüzde ne kadar yayıldığını ortaya koymaktadır.
Mutluluk Paradoksu, bu modern saplantının nasıl geliştiğini inceliyor. Ziyad Marar, aradığımız ruh halini bulmanın nasıl son derece zor olduğunu ve mutluluğu aramaya ayrılan enerjinin büyük kısmının boşa harcandığını gösteriyor. Yazar, mutluluğun aldatıcı derecede basit bir fikir olduğunu ama her zaman anlaşılması zor olduğunu, çünkü bir paradoksa dayandığını iddia ediyor. Bu paradoks, kuralları çiğneme, macera veya kendini ifade etme arzusu ile toplumun onayını kazanma ihtiyacı arasındaki çatışma.
Psikoloji, felsefe, tarih, popüler romanlar, televizyon ve filmlerden oluşan geniş bir kaynak yelpazesinden yararlanırken özgürlük, onaylanma ya da meşruiyet gibi kavramları sorgulayan Mutluluk Paradoksu, yaşamında anlam arayan herkese daha cesur bir yol öneren bir başucu kitabı!
Gündelik Hayatta Felsefe Nasıl Kullanılır?
Siyasi rakiplerimizle nasıl anlamlı tartışmalar yapabiliriz? Güvenilir bilimi medyada yer alan yutturmaca haberlerden nasıl ayırt edebiliriz? Tanrı hakkında nasıl makul bir biçimde konuşabiliriz?
Gary Gutting, Gündelik Hayatta Felsefe Nasıl Kullanılır kitabında tartışmalı güncel konular hakkındaki görüşlerimizi nasıl geliştireceğimizi göstermek üzere; politika, bilim, din, eğitim ve kapitalizm gibi toplumdaki büyük güçleri ve modern yaşamın en büyük sorularını bir filozof gözüyle sorguluyor.
Gutting, güncel tartışmaları anlamlandırabilmeleri için okuyucularını bir filozofun cephanesindeki güçlü analitik araç gereçlerle tanıştırıyor. Bu tür araç gereçler, tüme varan ve tümden gelen akıl yürütme arasındaki hayati ayrımdır; bu da ihtilaflı bir konuda tarafların görüşleri için neden çok sağlam argümanlara sahip olduklarından emin olduklarını açıklamaya yardımcı oluyor. Yazarın Hayırseverlik İlkesi dediği bir diğer araç, muhalif tarafların argümanlarının en güçlü yanlarını ortaya çıkarmasına yardımcı oluyor; bu sayede eleştiriler ve tenkitler daha saygıdeğer ve güçlü bir hâle geliyor. Gutting ayrıca Platon ve Aristoteles’ten Michel Foucault ve John Rawls’a birçok filozofun yarattığı kavramların ahlak, ekonomi ve sağlık üzerine toplumsal tartışmaları nasıl açıklığa kavuşturabileceğini de ortaya çıkarıyor.
Bilimsel iddiaların bilinçli değerlendirmelerinden dinî inancın lehine ve aleyhine argümanların itinalı tetkiklerine kadar, Gutting bugün gündemdeki en bölücü meselelerin bazılarına sakin, net bir şekilde yaklaşıyor. Kapitalist sistemde çalışma ve özgürlükle ilişkimizi, mutluluk ve iyi yaşam üzerine çağdaş anlayışımızı, beşerî ve insani bilimlerin değerini, kamu politikası oluşumunda bilim ile siyasetin rolünü ve sanatla popüler kültürün önemini mercek altına alıyor. Belki de en anlamlısı, Gutting başkalarının bize söylediklerini dinleyip en derin inançlarımız ve düşüncelerimiz hakkında nasıl açık ve net konuşabileceğimizi gösteriyor. Elinizdeki kitap, toplumsal tartışmalarda felsefenin önemi üzerine güçlü bir argüman sunuyor; bu kadim merak ve sorgu geleneğinin geleceğimiz üzerine söyleyecek daha çok şeyi olduğunu gösteriyor.
Demokrasilerde Propaganda Oyunu
Pek çoğumuz propaganda ve manipülasyonu kendimiz için, yirminci yüzyılın ortalarındaki totaliter rejimlerde yaşayan insanlar için teşkil ettiği tehlikeye benzer şekilde birer tehlike olarak görmüyoruz. Oysa Jason Stanley bu kitabında konunun çok daha fazla dikkat gerektiren ciddiyetini vurguluyor; propagandanın sinsi işleyiş tarzını, demokrasinin, özellikle de demokratik müzakere ve eşitliğe dair ilkelerin altını yavaş yavaş nasıl oyduğunu ve bu mekanizmanın geçmişte demokrasilere nasıl zarar verdiğini örneklerle gözler önüne seriyor.
Demokrasilerde Propaganda Oyunu, dünyanın neresinde olursa olsun liberal demokrasilerin ayakta kalabilmesi ve korunabilmesi için propagandanın ve propagandaya dair işleyiş mekanizmalarının çok iyi anlaşılmasının şart olduğuna dair güçlü bir kanıt niteliğinde.
Çağımızın en önemli düşünürlerinden Noam Chomsky ise, Jason Stanley’nin kitabını “siyasi felsefenin yeni baştan ele alınıp güçlendirilmesi yolunda özgün ve son derece önemli bir katkı” olarak değerlendiriyor.
Tüketilen Nostalji
Nostalji artık eskisi gibi değil. Hızlı kapitalizm çağında modern belleklerimiz örf ve adetler, kuşaktan kuşağa aktarılan aile yadigârları yerine çocukluğumuzda tanıştığımız ticari ve geçici tüketim ürünleri ve kısa süreli medya görselleriyle biçimleniyor. Bu olgu, üyelerinin oyuncaklarına, televizyona ve gençliklerindeki müziğe sadık kalan nostalji kitlelerinin oluşumuna sebebiyet veriyor. İnsanlar, çocukluklarında ilgilendikleri eğlenceli şeyler her neyse onlara geri dönerek, eski meraklarını veya gençliklerinde yaşadıkları özgürlük duygusunu tatmayı umut ediyorlar.
1970’li yıllarda nihai şeklini alan tüketilen nostalji, tüketim ürünlerinin satışıyla, çocukluğun ticarileşmesiyle ve nostalji pazarlamasının başlangıcıyla birlikte büyük bir ekonomi hâlini aldı. Yazar Gary Cross, pop şarkılarını klasiğe dönüştüren ve çocukluğunuzda oynadığınız oyuncakları değerli birer meta hâline getiren kültürel dinamikleri açıklayarak bu büyüleyici ve zevkli tarih çalışmasıyla okuyucuları kendine çekiyor. Bununla birlikte, tüketilen nostaljinin sürekli hızlanan değişimle başa çıkmamızı nasıl biçimlendirdiğini ortaya koyuyor.
Günümüzde nostaljiye sahip olup kolayca erişebilirsiniz ve nostalji koleksiyonu yapabilirsiniz; bu sayede nostalji, erişilebilir ve geçmişe nazaran daha da eğlenceli bir hâle gelir. Ancak nostaljinin ticarileşmesi belleği kısıtlıyor ve yaratılan anılarla hatıraların olumlu ve güzel yönlerini karmaşıklaştırıyor. Cross, modern nostaljinin etkileyici ve nevi şahsına münhasır karakterini ortaya çıkararak hızlı kapitalizm çağında geçmişi anımsamanın ritüellerini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.