Sağlık, Tıp & Psikoloji
Süper Sağlıklı Çocuk El Kitabı
‘Süper Sağlıklı Çocuk El Kitabı’nın yazarı Dr. Nina Shapiro, beslenme, egzersiz, uyku, hijyen, stres, ekran başında geçirilen süre ve daha fazlası hakkında bilinmesi gerekenleri kitap severlerle buluşturdu. Harvard Tıp Okulu’ndan mezun ve uzmanlığı Pediatri olan Dr. Shapiro, sağlıklı kalmanın sırrını, “Ne, neden ve nasıl?” sorularının cevaplarını anne, babave çocuklar için kitabında cevaplıyor.
Her yaştan çocuk ve yetişkinler için erişilebilir bir sağlık kılavuzu olan “Süper Sağlıklı Çocuk El Kitabı” çocukların “Ama neden?” diyerek sorduğu tüm sağlık sorularını cevaplıyor. Hem ebeveynlerin hem çocukların anlayabileceği günlük, sade, mizah dolu ve eğlenceli bir dille uygulanabilir tavsiyelere dönüştüren Dr. Shapiro bu kitapla çocukları sağlıklı ve enerjik olmayı istemeye teşvik etmeyi amaçlıyor.
Tüm yetişkinlerin dikkatine! Çocukların sorularına kulan verin!
Her yaştaki çocuk, vücudunun nasıl çalıştığını ve yetişkinlerin sağlıklı olmak için yapılması gerekenler hakkındaki ısrarlı fikirlerinin nedenlerini bilmek ister. Yetişkinler çocuklara sürekli aşağıdaki gibi şeyler söylerler:
“Kalk artık ekranın karşısından!”
"Sebzelerini bitir!"
"Akşam yemeği yerine kurabiye yiyemezsin!"
"İlaçlarını almalısın!"
"Ellerini sabunla yıka!"
"Geç oluyor! Yatmaya hazırlan!"
Peki ama neden? Çocuklara bunların aslında bir yetişkinin huysuzlukları değil, kendi vücudunun muhteşem işleyişini bozmamak için gerekenler olduğunu anlatmalıyız.
İşte bu kitapta Süper Sağlıklı Çocuk El Kitabı Nina Shapiro okuyucularını; beslenirken, ilaç alırken, egzersiz yaparken, temizlenirken ve dinlenirken vücutta meydana gelenleri basit bir dille anlattığı inanılmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Her bölümde çocukların bedenleri ve sağlıkları hakkında kafalarını kurcalayanları hem bilime dayalı hem de yaşlarına uygun açıklamalar ve çizimlerle anlatmaya çalışıyor. Bu yolculuğun sonunda çocuklar, sağlıklı, güçlü, temiz, dinlenmiş ve enerjik olmanın gerçekten de ne anlama geldiğini anlayarak, en sağlıklı hallerine kavuşmak için doğru kararları verebilecek hale dönüşecekler.
Vücudumuzun gerçekten de muhteşem bir çalışma sistemi var. Onun nasıl çalıştığını, etrafımızda olup bitenlerin bedenlerimizi; bedenlerimizin de dış dünyayı nasıl etkilediğini gösteren bilim de bir o kadar havalı. Haydi büyükler ve çocuklar, eğlenerek öğreneceğiz.
Ekoeleştiri
Ekoeleştiri – Ekoloji ve Çevre Üzerine Kültürel Tartışmalar
Greg Garrard
Ekoeleştiri, edebiyat çalışmaları ve çevre söylemiyle tarih, felsefe, psikoloji, sanat tarihi, siyaset bilimi gibi ilgili alanların etkileşim noktalarının izini sürüyor. Kirlilik, Pastoral, Yaban Hayat, Kıyamet, Mesken, Hayvanlar ve Dünya başlıkları altında ekoeleştirel kavramları inceleyerek bu kavramlar etrafında şekillenen “kırsal”, “toprak”, “ozon deliği” gibi farklı dönemlerde farklı toplumsal çıkarlara hizmet ettiği düşünülen mecazların nasıl üretildikleri ve nasıl dönüşüm geçirdiklerini araştırıyor.
İnsanlarla çevre arasındaki ilişkiyi kültürel üretimin tüm alanlarında, Wordsworth ve D. H. Lawrence’dan Thoreau’nun Walden’ına, Heidegger ve Derrida’dan Werner Herzog’un Ayı Adam’ına kadar, nasıl hayal ettiğimizi ve betimlediğimizi inceleyen Garrard, insan/doğa ikililiğinin toplumsal çıkarımlarından ekofeminizme, küresel ısınmadan, insanın doğaya uyguladığı şiddete işaret eden Kızılderililere kadar uzanan etkileyici bir çalışma sunuyor.
“Muhriplerin şiddetine ve açgözlülüğüne karşı yerli kabile halklarının galip geleceğine dair hiçbir umut olmadığını mı düşünüyorsunuz? Dünyanın öfkesini ve asla durmayacak titremesini unutuyorsunuz. Dünya bir gecede tüm ulusların zenginliğine tekrar el koyacak.”
İlişkilerde Onur Mücadelesi
Resmi ve özel ilişkilerde çözüm uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. Donna Hicks bize, onur kavramının günlük yaşamlarımızdaki fark etmediğimiz gücünü anlatıyor. Toplantı odalarından aile ve ikili ilişkilere, okuldan topluma kadar onur kavramını esas alan yeni bir iletişim modeliyle yaşam kalitemizi arttırmak, ilişkilerimizi düzenlemek mümkün. Onur mücadelesinin on kuralıyla hayatlarımıza çığır açıcı bir giriş yapan Hicks, yaşamımızı ve ilişkilerimizi yeniden diriltmenin reçetesiyle karşımızda.
“Bu etkileyici kitapta, insanlığın tümünün doğal olarak sahip olduğu ve kimsenin elinden alınamaz bir hak olan onur kavramını anlaşılır bir biçimde öne çıkarmış olmasından ötürü Donna Hicks’i tebrik ediyorum.”
Fahri Başpiskopos Desmond Tutu’nun Önsözünden
İçimizdeki Sesler
Küçük çocukların sözcüklerle düşünmediği doğru mu? Kimi psikiyatri hastalarının sesleri, ağızlarını açtıklarında gerçekten mi kayboluyor? Neden duyulan seslerin bir kısmı tuhaf şeylerden bahsediyor?
Durham University’de Psikoloji Profesörü olan Charles Fernyhough, ABD’de basıldığı yıl Forbes tarafından yılın nörobilim kitabı seçilen “İçimizdeki Sesler” kitabında kafamızda susmak bilmeyen seslerin nedenlerini inceliyor.
Bu kitapta kafanızdaki kısa ömürlü seslerin nedenlerini, nasıl hissettirdiğini ve yönetilebileceğini, kişinin kendi doğası hakkında neleri ortaya çıkardığını anlamaya çalışarak, sesler duyan farklı kişilerin öykülerini bulacaksınız. Seslerle yaşayan küçük çocuklardan yaşlılara, sporculardan yazarlara, meditasyon hocalarından sanatçılara kadar her kesimden insanın deneyimleri içinizdeki sesi anlamanızı sağlayacak.
Anadolu Mutfağımızın Lezzetli ve Sağlıklı Reçeteleri
Anadolu Mutfağı'nda sofralar sadece karın doyurmak için kurulmaz… Doğumlar, ölümler, düğünler, bayramlar, uğurlamalar, karşılamalar… Anadolu'da sofralar aileyi, geleneği, seremoniyi ve lezzeti bir araya getirir. Bu topraklarda her yemeğin bir öyküsü vardır hatta kimilerine türküler bile yakılmıştır dilden dile söylenen. Anadolu Mutfağı'nda her lezzetin şifası ayrıdır ve nesilden nesile sağlık sıhhat verdiği bilinir. Ege'nin faydalı otları zeytinyağıyla, İç Anadolu'nun bakliyatı kuzu etiyle buluşur sağlıkla ve afiyetle yenir.
Kurulduğu ilk günden bugüne beslenme ve sağlık alanındaki bilgilerin topluma en doğru şekilde ulaşması için çalışmalar yapan Sabri Ülker Vakfı, yayıncılık alanında toplumun her kesimine ulaşmayı hedeflediği değerli eserlere Anadolu Mutfağımızın Lezzetli ve Sağlıklı Reçeteleri'ni ekliyor. Usta yemek yazarı Sahrap Soysal'ın kalemiyle hazırlanan kitap, Anadolu'nun yemek kültürüne derin bir bakışla hazırlandı ve gelecek nesillere miras niteliğinde reçeteler özenle seçildi. 20 ilden seçilen tariflerle derlenen Anadolu Mutfağımızın Lezzetli ve Sağlıklı Reçeteleri'yle lezzet ve sağlık sofralarınızdan eksik olmayacak.
Bir Islıkla Vivaldi
“Korku dilinin uzmanı olmuştum. Beni gören çiftler caddenin öbür tarafına geçiyordu. Safdilin tekiydim. Benden ölümüne korkan insanlara ‘İyi akşamlar,’ deyip sokakta sırıta sırıta yürüyordum. Kimseyi incitmemeye çalışıyordum ama nasıl yapacaktım bunu?… Hissettiğim gerginlikten ötürü ıslık çalmaya başladım ve iyi ıslık çaldığımı fark ettim. Temiz ve hoş bir sesim varmış meğer, gayet de ahenkli. O gece sokakta Beatles’dan şarkılar ve Vivaldi’nin Dört Mevsim’ini çaldım ıslıkla. Nağmelerimi duyan insanların üzerindeki gerilim kayboldu. Hatta bazıları karanlıkta yanımdan geçerken gülümsüyordu.”
Toplumsal hayatın ırklara dayalı bir düzen etrafında şekillenmesi her birimizin hayatını değiştirir. Irkçılık ve sosyal kimlik, kökleri tarihin çok gerilerinden gelen büyük bir sorun; bireysel becerilerimizi, motivasyonumuzu ve tercihlerimizce belirlendiğini düşündüğümüz her şeyi güçlü şekilde etkiliyor. Alanının öncüsü Steele, bu kitapta sosyal gerçekliğin yeterince irdelenmemiş boyutunu gün yüzüne çıkarıyor. Irkçılık, sterotipler, kimlik tehdidi ve ırkçılığın kökenleri üzerine zengin bir bakış açısı sunuyor.
“Bu kitap sterotip tiranlığını anlamak ve kendimizi onun tek boyutlu vizyonundan kurtarmak için son derece önemli.”
Prof. Dr. Homi Bhabha, Harvard Üniversitesi
“Claude M. Steele kültür üzerinde muazzam bir etkisi olan birkaç iyi sosyal psikologdan biridir. Kimlik koşulları üzerine yaptığı bu araştırmanın demokrasi deneyimimize katkısı büyüktür. Tam da bu zamanın kitabı!”
Dr. Cornel West, Filozof, Aktivist
Beden Zekanın Özü
Zekânın zihin sayesinde var olduğunu, mantığın duyguları bastırmak zorunda olduğunu zannediyorsanız bir kez daha düşünün, ya da iyisi mi hiç “düşünmeyin”! Guy Claxton bu kitabında nöroloji ve psikoloji alanında elde edilen son bulgulara dikkat çekerek, bedenin zekâya dayalı yaşamımızın özünü oluşturduğu fikrini öne sürüyor. Organlarımızın birbirleriyle iletişimde olmasını sağlayan beden içi salgılardan çevremizde gerçekleşen olayların harekete geçirdiği ani karar alma davranışlarına kadar, çoğu zaman görmezden geldiğimiz ya da haksız yere beyne atfettiğimiz tüm ölçüm ve akıl yürütmelerden bedenimiz de sorumludur!
Bedenleşmiş zekâ çağdaş felsefe ve nöropsikoloji alanlarının en heyecan verici bilim dallarından biridir. Claxton, ekran başında geçirilen zamanın arttığını, işinde usta olan zanaatkârların sayısının gittikçe azaldığını, beyaz yakalıların mavi yakalılara oranla daha çok değer gördüğünü ele alarak ussal düşünceye atfedilen bütün imtiyazların modern topluma büyük zararlar verdiği görüşünü destekliyor. Claxton, bedenimizle bağ kurmamıza yardım edecek tekniklerden söz ederek, bedene verdiğimiz değerin yaşamımızı nasıl güçlendireceğini anlatıyor.
Gözümüz Neden Doymaz
Melanie Mühl ve Diana Von Kopp, Gözümüz Neden Doymaz’da beslenme alışkanlıklarımız günden güne daha karmaşık bir hal almaya başlamışken bu karmaşıklığı yaratanın yine biz olduğumuz gerçeğini davranış psikolojisi üzerinden değerlendiriyor. Yeme alışkanlığımızı şekillendiren gizli etkenleri sıralarken, doyduğumuz zamanı neden bilmediğimiz, neden tekrar tekrar beslenme mitlerinin tuzaklarına düştüğümüz, duyguların iştahımızı nasıl manipüle ettiği, kalan yemekleri neden eve götürmekten hoşlanmadığımızın altında bilinçaltımızın söz sahibi olduğunu belirtiyor.
Bu kitabı okurken, nasıl daha sağlıklı ve akıllı beslenerek yiyeceklerden keyif alınabileceğinin yöntemlerini bulacaksınız. Her sayfasında damak zevkinizi deşifre eden ve yemek yemenin sosyal boyutuna ışık tutan bulgulara rastlayacaksınız. Bu kitabı okuduktan sonra bilinçli davranmanın gücünü ele alarak daha akıllı ve keyifli yemek yemeye başlayacaksınız!
Kurtulabilirsin
Hepimiz bağımlılığa karşı korunmasızız. Hatta tekrar eden davranışlarımızdan kurtulamıyoruz. Tekrar eden bazı davranışlarımızdan çok rahatsızız ama bir türlü kendimize engel olamıyoruz.
Bazılarımız sosyal medyayı sürekli kontrol ediyor, bazılarımız ölçüsüz yemek yemeye eğilimli, ezildiği halde aşka esir olanlarla, ezdiği halde aşk ve pişmanlığı ayna anda yaşayanlar hastalıklı ilişkiler yaşamaya devam ediyor…
Sağlık tehditi kesin olmasına rağmen hâlâ sigaranın içine düşenler bir yanda, hayat konforunu etkilediği halde içkinin küpüne düşenler diğer yanda… Başkalarının davranışlarını kontrol etmeye karşı dayanılmaz bir istek duyan bizler ise kendimizi kontrol edemeyip sürekli tekrarlamaktayız…
Peki sürekli tekrarlanan alışkanlıklarla başa çıkmak neden bu kadar zor? Bizim için sağlıksız olduğunu bildiğimiz arzuların üstesinden gelmenin anahtarı var mı?
20 yıldır bağımlılık bilimi araştırmalarıyla çığır açan, psikiyatrist ve nörobilimci olan Dr. Judson Brewer bağımlılıklarımızın niye bu kadar inatçı olduğunu ve onları nasıl kontrol altına almayı öğrenebileceğimizi Kurtulabilirsin’de çok net olarak açıklıyor.
Kurtulabilirsin, bağımlılık hakkında en önemli sorulara paradigma yıkıcı cevaplar veriyor. Dr. Brewer, bağımlılıklarımızdan kurtulabilmek adına bağımlılık davranışlarını teşvik eden süreçlere nasıl karşı koyabileceğimizin adeta reçetesini veriyor.
Alışkanlık ve bağımlılığın oluşum mekanizmalarını açıkladıktan sonra farkındalık alıştırmalarının bağımlılıkları nasıl kesebileceğini anlatıyor.
Hasta hikâyeleri, farkındalık pratiği ile ilgili kendi deneyimleri, kendi laboratuvarından ve diğer laboratuvarlardan gelen güncel bilimsel bulguları bir araya getiren Dr. Brewer, arzularımızın ötesine geçmek, stresi azaltmak ve nihayetinde daha dolu bir hayat yaşamak için tam zamanında ve çok uygulanabilir bir yol sunuyor.
Beynini S**me
BEYNİN SANA KARŞI DEĞİL SENİN İÇİN ÇALIŞSIN
Beynimiz genellikle bizim için en iyisi neyse onu yapıyor ama zaman zaman da gerçek bir dallamaya dönüşebiliyor. Bazen alışveriş yaparken kararsız kalırsın ya da ihtiyacın olmayan ne varsa sepete atarsın, ilk buluşmada hoşlandığın kişiyle saçma bir sebep yüzünden kavga edersin, en kötüsü ise çeşitli bağımlılıkların olur; işte bunların hepsi beynimizin bize oynadığı oyunlardır. Öyle anlarda kendini kapatıp seni tuzağa düşürmeye çalışır ki neye uğradığının farkına varamazsın. Beynine, tüm bunların seni mahveden şeyler olduğunu söylesen de o, bildiğini okumaya devam eder.
Tam da bu noktada BEYNİNİ S**ME karşına çıkıyor. Dr. Faith G. Harper, tüm bunların bilimini, kafatasının içinde neler olup bittiğini, beynini asılsız acil durumlara karşı doğru tepki verme konusunda nasıl eğitmen gerektiğini biraz mizah, biraz sabır ve bol bol küfürle anlatıyor. Eski travmalarınla başa çıkmaya çalışıyorsan ya da sadece her zaman karşılaştığın durumları daha ölçülü ve sakin karşılamak istiyorsan, bu kitap bulmacanın parçalarını bir araya getirmene ve beyninle beraber hayatını geri kazanmana yardımcı olacak.
Annene Bile Güvenemeyeceksen Kime Güveneceksin
Freud’a göre insan, kültür ve biyolojinin çözülemez bir kördüğümüdür; basit bir formüle indirgenemez. Bütün bu karmaşaya rağmen bütün bu kördüğümünün başlangıç noktası çok basittir: Aile… Leonard Shengold, kitabında bebeklik evresinden çocukluk yıllarına kadar ebeveynlerin, çocuğun zihinsel gelişimi üzerindeki etkisini ve büyüdüklerinde bunu nasıl geleceğe taşıdıklarını anlatıyor.
Çocukların bilinçli ya da bilinçaltı olarak ebeveynleri ile özdeşleşmesini ve onlara karşı davranışlarını inceleyen Shengold, kimi zaman kötü ebeveynlerin çocuklarının ruhunu katletmesine dair örnekler verirken kimi zaman da yazarlar ve eserleri üzerinden çocuk psikolojisi üzerine değerlendirmeler yapıyor. Ailenin, çocukları üzerinde bir ömür boyu sürecek etkisini anlatan Annene Bile Güvenemeyeceksen Kime Güveneceksin? insan, kültür ve biyoloji kördüğümünü anlamaya dair çok ama çok önemli bir kitap…
Bırakın Çocuklar Oyun Oynasın
Standartlaştırılmış testlere odaklı bir eğitim, çocuklarımızı gerçekten geleceğe hazırlayabiliyor mu?
Eğitimde teknoloji kullanımı gerçekten iddia edildiği kadar faydalı mı yoksa çizgiyi aşmaya mı başladık?
Çocuklarımızı hiçbir riskle karşı karşıya getirmeden yetiştirerek onlara gerçekten iyilik mi yapıyoruz?
Oyun, neden çocukluğun bu kadar ayrılmaz bir parçasıdır? Çocuklara ne kazandırır?
Son yıllarda çocuklarda artış gösteren zihinsel bozuklukların eğitim sistemiyle bir ilgisi olabilir mi?
Bu gibi sorular aklınızı kurcalıyorsa Pasi Sahlberg ve William Doyle size saygın kurumların, akademisyenlerin, eğitimcilerin ve çocukların desteklediği cevaplar sunmaya hazır.
Uzman görüşleri, akademik çalışmalar ve söyleşilerle desteklenen bu kitap, küresel ölçekte eğitim sistemlerine kapsamlı bir bakış sağlarken aynı zamanda çocukluğu ve çocukların oyun oynama hakkını savunuyor.
Daha sağlıklı, daha mutlu, daha başarılı ve daha eğitimli çocuklar yetiştirmek mi istiyorsunuz? O halde bırakın çocuklar oyun oynasın.